Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/1783 E. 2017/6121 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1783
KARAR NO : 2017/6121
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/11/2015 tarih ve 2015/93-2015/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ”…” ibareli markası ile ambalaj kompozisyonunun müvekkili şirket adına tescilli bulunan 2004/09055, 2009/47133, 2002/06866, 2009/47132 sayılı tanınmış markalar ile iltibasa sebebiyet verecek şekilde kullanıldığını, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz edildiğini belirterek markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, ürün ambalajı, kutu ve tanıtım malzemelerinin vs. toplatılarak imhasına, hükmün ilanına, şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından satılan çayların ambalajında kullanılan şeklin davacı şirket adına tescilli markalar ile iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, davalı markasının ”…” kelimesinden ibaret olup, tescili olduğu ürünler üzerinde davacıya ait tescilli marka şeklinin bir benzeri ve davacının ambalajında kullandığı zemin rengi ve ambalaj komposizyonuna oldukça benzer bir şekilde kullandığı, bu durum davacı marka ve ürün ambalajlarına tecavüz teşkil ettiği, davalı tarafın davacı taraf tescilli markasını ve kullandığı ürün ambalajına iltibas oluşturacak nitelikte ibarelerin ticari faaliyetlerinde marka olarak kullanması aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, somut olayda yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, davalı tarafın haksız işaretleri taşıyan ne kadar çay sattığının tespit edilmesi ve buna yönelik bir hesaplama yapılması gerekse de davalı tarafın ticari defterleri sunulmadığından inceleme yapılamadığı, davacı şirket tarafından sunulan … İli satışları ile ilgili gelir tabloları üzerinden yapılan incelemede davacının 35.779,02 TL tutarında kâr kaybı ve ferileri olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile marka tecavüzü ve bu suretle haksız rekabet teşkil eden davalı eylemlerinin tespitine, satışının, dağıtımının yapmalarının, ithalinin ve ihracının, yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesine, 7.000,00 TL manevi tazminat, 35.779,02 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı 556 sayılı KHK’nin 66/1-a maddesine göre tazminat talep etmiş olup, bu madde hükmüne göre “marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı marka sahibinin markanın kullanılması ile elde edeceği muhtemel gelire göre” yoksun kalınan kazancın hesaplanması gerekir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacının 2009-2010-2011 yıllarına ait ticari defterlerindeki veriler nazara alınarak ticari faaliyetleri sonucu elde ettiği kârların ortalaması hesaplanarak tazminata hükmedilmiştir. Ancak, yapılan tazminat hesabı yukarıda belirtilen madde hükmüne uygun bulunmamaktadır. Bu durumda, 556 sayılı KHK 66/1-(a) bendi hükmü uyarınca inceleme yapılması, şayet “dava konusu markanın” haksız kullanımı nedeniyle davacının elde edebileceği muhtemel gelirinin belirlenememesi halinde ise TBK/50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın ve buna göre takdir edilecek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz sair itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.