Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/1826 E. 2017/4698 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1826
KARAR NO : 2017/4698
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/06/2015 tarih ve 2014/1540-2015/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili; uluslararası taşımacılık ve lojistik hizmetleri ile iştigal eden müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin davalı şirket için Türkiye- Portekiz arasında nakliyat işlemlerini gerçekleştirdiğini ancak davalının bunun üzerine düzenlenen faturalar ve buna ilişkin cari hesaba ait borcu ödemediğini, alacağın tahsili için yapılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili; taşımadan kaynaklanan taleplerin 1 yılda zaman aşımına uğradığını, müvekkilin temerrüte düşmediğini, davacı şirketin öncelikle verdiği hizmeti kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarar uğradığını ve portföy tazminatına hak kazandığını belirterek, şimdilik 75.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL portföy tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili; sözleşmenin haklı nedele feshedildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Asıl davada; taraflar arasındaki temel ilişkinin, varlığı ve geçerliliği ihtilafsız olan taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, 6762 sayılı TTK 767. madde hükmü gereğince alacağın bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 11/06/2009 tarihli icra takibinin zamanaşımını kestiği, takip tarihinden geriye doğru bir yıllık zamanaşımı süresi değerlendirildiğinde 11/06/2008 tarihinden önceki 06.03.2008 tarihli faturaya konu 284,35 auro bedelli taşımadan kaynaklanan alacağın zamanaşımına uğradığı, 27.997,01 auro alacak yönünden zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle asıl davanın bu miktar yönünden kısmen kabulüne; Birleşen davada; davalı …’in sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispat etmesi gerektiği, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 9-3 maddesi uyarınca feshin haklı olup olmadığın araştırılmasına gerek olmadığı, sorumsuzluk anlaşması gereğince davalı tarafın tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada takibe dayanak alacaklar taşıma ilişkisinden kaynaklanmakta olup, Mahkemece; icra takibinden itibaren geriye doğru bir yıllık zaman dilimindeki faturalardaki alacakların zamanaşımına uğramadığı, bu tarihten daha önceki faturalardaki alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kısmen kabul kararı verilmiştir. Taşıma işlerinde 6762 sayılı TTK 767 maddesinin 2. fıkrası “Bu müddet, eşya taşımasında eşyanın gönderilene vaki teslimi; yolcu taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başlar.” hükmünü haiz olup zamanaşımının teslim ile başlayacağı düzenlenmiştir. Takibe konu alacağın dayanağı taşımalarda taşınanın gönderilene teslim tarihinin belirlenmesi ve bir yıllık zamanaşımının bu tarihten başlatılması gerekirken yazılı şekilde fatura tanzim tarihleri esas alınarak zamanaşımı yönünden karar verilmesi doğru olmamış asıl davadaki hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davanın davalısı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle asıl davadaki hükmün asıl davanın davalısı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle birleşen davaya ilişkin hükmün ONANMASINA ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden asıl davada davacı ve asıl davada davalıya iadesine ,aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davacıdan alınmasına, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.