YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1848
KARAR NO : 2017/4574
KARAR TARİHİ : 20.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/09/2015 tarih ve 2014/302-2015/664 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı … tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini hisse devri sözleşmesi ile davalıya sattığını, söz konusu devir işleminin 17/06/2010 tarihinde karar defterine işlendiğini, ancak pay defterine işlenip ticaret siciline bildirim ve ilanın yapılmadığını, devir işleminin tamamen sonlandırılmadığını ileri sürerek davalının toplam 674 paya sahip olduğunun tespiti ile devrin tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, müvekkillerinin hisse devri sözleşmeleri ile davalı şirketteki hisselerinin tamamını davalı …’a sattığını, bu durumun 17/06/2010 tarihinde karar defterine işlenmesine rağmen pay defterine işlenip ticaret siciline bildirim ve ilanların yapılmadığını ileri sürerek devrin tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı …, davacının başkaları adına talepte bulunamayacağını, davalı şirket ortaklarının borçlu olan şirketi tehdit yoluyla kendisine sattığını, davaya konu hisselerin satın alınmasının nedeninin dava dışı … adlı şahsın kendisini tehdit etmesi olduğunu hisseleri satın almak zorunda kaldığını, kendilerini borçtan kurtarmak için şirketin devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava ve birleşen dava davacılarının davalı şirketteki hisselerini hisse devri sözleşmelerine istinaden davalı …’a satıp bedellerini de almak suretiyle devrettikleri, durumun 17/06/2010 tarihinde karar defterine kaydedildiği ve aynı gün alınan ortaklar kurulu kararı ile davalı …’ın 5 yıl süre ile şirket müdürü seçildiği, ortaklık payı devri sözleşmelerinin TTK’nın 595.maddesindeki şekle uygun yapıldığı, hisseleri devreden ortakların tamamının devir keyfiyetinin pay defterine kayıt ve ilgili yerlere tescili için adı geçen davalıya yetki verdikleri ve muvafakat ettikleri, 17/06/2010 tarihli ortaklar kurulu kararından itibaren 3 aylık red süresinin de geçmiş bulunduğu, davalı …’ın dava dışı …’ın davacılarla işbirliği içinde olup cebir ve tehditleri nedeniyle hisse devirlerinin yapıldığına yönelik savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl ve birleşen dava davacılarının hisse devri sözleşmesi ile davalı şirketteki paylarını devrettiğinin … Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı … temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket hisse devir işleminin ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin olup, limited şirket hisse devri 24.05.2010 günü yapılmış olduğundan somut olayda 6762 sayılı TTK 520. maddesinin uygulanması gerekmektedir. TTK m. 520’ye göre limited şirket hisse devrinin gerçekleşmesi için devrin noterde yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve ayrıca devrin şirket pay defterine işlenmesi gerekmektedir. İlgili şekilde yapılmayan pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmez.
Davacı, dava dilekçesinde noterde devir işleminin yapıldığını, karar defterine işlendiğini ve fakat pay defterine devrin işlenmediğini bildirmiştir. Bu durumda devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri eksik olduğundan pay devri gerçekleşmemiştir. Pay devri gerçekleşmediğinden bu devrin ticaret siciline tescil ve ilanı yapılamaz. Ayrıca devir 24.05.2010 günü yapılmış olduğundan 6102 sayılı TTK’nın 595. maddesinin uygulanması hatalı olup, devrin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde noter sözleşmesi ile devredilen ve ortaklar kuruluncada muvafakat edilen davacılara ait limited şirket paylarının davalıya devrinin, şirketten pay defterine kayıt edilmediği halde pay sahipliğinin davalı …’a geçip geçmediğine ilişkindir.
Yerel mahkemece, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 595 maddelesinde, pay defterine kayıt olgusunun hisse devrinin unsurları içerisinde yer almadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda “uyuşmazlıkta mülga 6762 sayılı yasa hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için pay defterine de kayıt edilmesinin zorunlu bulunduğu, devir keyfiyetinin pay defterine kayıt edilmediği” gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun yürürlüğünden sonra açılmış olup, TTK’nın Uygulanması ve Yürürülüğü Hakkındaki 6103 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde aynı Yasa’nın 2. maddesine istisna getirilerek “Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağı” düzenlenmiştir.
Pay devrine ilişkin hususlar taraf iradelerinden bağımsız, kanunla düzenlenen hukuki ilişkiler olduğu için, bunlar 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğüne girmesinden sonra yeni kanun hükümlerine tabi olup somut uyuşmazlığa 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Limited şirket payının devri 6102 sayılı TTK’nın 595 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre pay devrinin ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması, tarafların imzalarının Noterce onaylanması zorunlu olup, mülga 6762 sayılı TTK 520/1 maddesinde yer alan “Bir payın devrinin, şirket hakkında pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceğine” ilişkin düzenleme 6102 sayılı TTK 595 maddesine alınmıştır.
6102 sayılı Yasa, devir keyfiyetinin pay defterine yazımını zorunlu görmemiştir. Genel Kurulun devre onay vermesi veya vermiş sayılması pay sahipliği sıfatının kazanılması için yeterli sayılmıştır.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacılar davalı şirketteki paylarını diğer davalıya 6103 sayılı Yasa’nın 3. maddesine göre uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı Yasa’nın 595 maddesine uygun şekilde devir etmiş olup yine, TTK 620 maddelerine uygun şekilde ortaklar kurulunca devre onay verilmiştir. Pay devri ortaklar kurulunun onama kararı ile tamamlanmıştır. Devir keyfiyetinin pay defterine yazılması, pay sahipliğinin kazanılmasında ya da kaybedilmesinde etkili olmayan bir usul işlemidir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunmaktadır.
Kaldı ki bir an için sayın çoğunluğun kabulünde olduğu gibi uyuşmazlıkta mülga 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse bile devrin pay defterine kaydı, hisse devrinin mutlaka geçerlilik şartı olmayıp, pay defterine tescilin etkisi izhari niteliktedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 03.05.2001 gün, E. 2011/1607 K. 2001/3872, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16.12.2004 gün ve E. 2004/3023, K. 2004/12406 sayı).
Ortak sıfatının geçişinin tamamlanması, ortaklığın onayı ile gerçekleşmektedir. (Baştuğ – Temel İlkeler. Sh.199, Poroy – Tekinalp – Çamoğlu -ortaklıklar ve Kooperatifler s. 889, Tekinalp- Tescil Davası s. 5, Hirsch – Tekinalp s. 267, Pulaşlı – Şirketler s. 1024)
Pay defterine kayıt, hukuki bir sonuç doğurmadığı gibi aksine yeni ortağın ve her şeyden önce ortaklığın hukuki durumunu belirlemeye yaramaktadır.
Devralan, kayıttan önce ortak sıfatını kazanmıştır ve ortaklıkta devralana ortak olarak davranma hakkına sahiptir.
Devrin pay defterine geçirilmesi, tarafların ortaklık hukukundan kaynaklanan taleplerini ileri sürmelerine imkan veren bir icra işlemidir. Bu işlemin devreden ve devralan arasındaki ilişki bakımından da bir anlamı yoktur. TTK 520/1 hükmünün amacını aşar biçimde kaleme alındığının kabulü ile niteliğine uygun yorumlanması gerektiği benimsenmelidir. (…Demirkapı – Limited Ortaklıkta payın devri sh. 379)
Devrin pay defterine kaydı, pay defterini tutmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir. Sorumluluk ve yetki ilişkisi içerisinde, pay defterinin, tutulması müdürler tarafından yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Müdürler hatalı kayıtlardan ve eksik kaydedilmeden doğan zararlardan, ortaklara karşı olduğu gibi, üçüncü kişilere karşı da şahsen ve müteselsilen sorumludurlar.
Ortaklar Kurulu, devri onayladığında, müdürlerin kaydı kendiliklerinden yapmaları gerekmektedir. Bu kaydın yapılması devir sözleşmesinin taraflarının iradelerine bağlı olmadığı gibi, devreden ve devralanın bu konuda bir taleplerinin bulunması dahi gerekmemektedir.
Hisse devrinin, şirket pay defterine kaydedilmesinden bu işle görevli şirket müdürü ile birlikte şirkete sorumludur.
Davacıların, şirket aleyhine açtığı davanın, çoğu isteyenin azıda istemiş sayılacağı ilkesinden hareketle davacının devrettiği payların, pay defterine kayıt ve tescili istemini de içerdiğinin kabulü zorunludur. Diğer taraftan pay devrinin, şirket pay defterine kaydedilmesinde davacıya bir kusur izafesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, 6762 sayılı TTK 520/1 maddesi gereğince pay defterine kayıt, şirket yönünden hüküm ifade edebilmek için gerekli olup, davanın kabulüne ilişkin karar, davalı şirket yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davalı şirketle ilgili hususu, davacılara ait payları usulüne uygun devralmış olan davalının temyizde sıfatları bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.