YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2027
KARAR NO : 2017/4464
KARAR TARİHİ : 18.09.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Hasımsız olarak görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2015 tarih ve 2015/217-2015/711 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alacağına karşılık dava dışı … tarafından Halk Bankası … Şubesine ait 20.000 TL ve 22.000 TL bedelli çeklerin keşide edilmek suretiyle müvekkiline verildiğini, bu çeklerin kaybolduğunu ileri sürerek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
3. Kişi … vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, müvekkiline ticari borçlarının olduğunu, çekin arkasını davacının vefat eden oğlu ölmeden önce …olarak müvekkiline ciro ettiğini, bu iki çekin aynı davada iptalini isteyemeyeceğini, taraflarının ve miktarlarının değişik olduğunu, kayıp iddialarının doğru olmadığını, davacının ve oğlunun cirosunun çekin arkasında bulunduğunu, çeklerin … Halk Bankasında tahsilde olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın zayi nedeni ile çek iptaline ilişkin olduğu, çek asıllarının 3. kişi vekili tarafından ibraz edilmiş olduğu, davacı vekiline çeklerin istirdatı davası açması için süre verildiği, davacı vekilinin süresi içerisinde davayı açmış olduğu gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın 818/1(s) maddesi delaletiyle aynı kanunun 757 vd. maddelerine dayalı çek iptali isteminden ibarettir. Bu nitelikteki davalar, HMK’mn 382/2(e)-6. hükmü gere-ğince çekişmesiz yargı işidir.
HMK’nın 65/1. maddesi uyarınca, çekişmesiz yargı işinde de asli müdahale kural olarak mümkün ve muhtemeldir. HMK’nın 65/2. maddesinde ise, asli müdahale davasının asıl dava ile birlikte yürütülüp karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Ancak, çek iptali davalarına ilişkin özel hüküm niteliğinde bulunan 6102 sayılı TTK’nın gerek 758. maddesi ve gerekse de 763. maddesinde, çek iptali davalarında, yargılama konusu olup elden çıktığı ileri sürülen çekin kimin elinde olduğunun bilinmesi veya davanın görüldüğü mahkemeye üçüncü bir kişi tarafından ibrazı suretiyle bilinir hale gelmesi halinde, iptal talebinde bulunan kişiye, çeki elinde bulunduran aleyhinde -görülmekte olan iptal davasından bağımsız olarak- iade davası açılması amacıyla süre verileceği öngörülmektedir.
Tüm bu yasa hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, somut davada olduğu gibi, açılan çek iptali davasında dava konusu çekin mahkemeye ibrazı halinde, aynı davanın çeki ibraz eden kişiye karşı “hasımlı” bir dava olarak sürdürülmesi mümkün değildir. Keza, asli müdahalenin görülmekte olan davanın taraf(lar)ına karşı “dava” biçiminde bir talep içermesi gerekmekte olup, çeki ibraz ile iptal isteminin reddi ve/veya alınan önleyici tedbir kararının kaldırılması yolunda talepte bulunulması, asli müdahale olarak değerlendirilemez.
Açıklanan işbu hususlar çerçevesinde, çek iptali davalarında, çeki ibraz edenin “davalı” ve/veya “asli müdahil” olarak kabulü ve buna bağlı olarak iptal davasının reddi veya işbu davada olduğu gibi konusu kalmadığından bahisle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı biçiminde karara bağlanması halinde, davanın tarafı yahut müdahil sıfatı olmayan üçüncü kişi lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. O halde, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde olup hükmün bozulması gerekmekte ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın davacı lehine düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarida açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) nolu bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6100 sayılı HMK 382/e-6 maddesinde “Kıymetli Evrakın iptali davaları”nın çekişmesiz yargı işi” olduğu,
Yasa’nın 65/1 maddesinde “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak idida eden üçüncü kişinin hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği”,
Aynı Yasa’nın 326/1 maddesinde de “kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği” düzenlenmiştir.
Asli müdahale, bir yargılamanın konusunu oluşturan şey üzerinde; kısmen ya da tamamen hak iddiasında bulunan bir kişinin, bu iddiasını ileri sürerek, ilk yargılamanın taraflarına ya da ilgili yahut ilgililerine karşı, aynı mahkemede müstakil bir dava açmak suretiyle gerçekleştireceği müdahaleye, asli müdahale denilmektedir. (Bknz. Medeni Uszul Hukuku Prof. Dr. Süha Tanrıver Cilt. 1. Sh. 546)
Asli müdahale müessesi, 6100 sayılı HMK 65 maddesinde düzenlenmiştir.
Gerek maddenin hükümet gerekçesinde ifade edildiği ve gerekse doktrinde de kabul edildiği üzere asli müdahale çekişmesiz yargıda da mümkün olup, asli müdahale de bulunulmasıyla çekişmesiz yargı işi kural olarak çekişmeli yargıya dönüşmektedir.
Asli müdahale bağımsız bir dava olduğundan, asli müdahilin dava açarken ayrıca harç yatırması gerekmektedir.
Davalar birbirinden bağımsız olduğundan, mahkemece iki dava hakkında da ayrı ayrı karar verileceği gibi her iki davanın tarafları, kendileri hakkında verilen karara karşı ayrı ayrı istinaf ve temyiz yoluna başvururlar. (Medeni Usul Hukuku- Pekcanıtez C.1. Sh. 772)
Somut uyuşmazlıkta;
Davacı tarafından açılan, zayii nedeniyle kıymetli evrakın iptali davasında, iddianın aksine kıymetli evrakın zayii olmadığı, yedinde bulunduğunu beyan ederek kıymetli evrak üzerinde hak iddiasında bulunan ve bu nedenle davanın reddini isteyen müdahilin talebi, HMK 65 maddesinde ifade edilen “asli müdahale”dir.
Asli müdahilin, bu şekilde davaya müdahale etmesinde hukuki yararı bulunmaktadır.
Çoğunluk görüşünün kabulü halinde, dava konusu çeklerin yasal hamili olmasına ve çekler üzerinde üstün hakka sahip bulunmasına rağmen, asli müdahilin talebine rağmen karar verilmesi durumunda, asli müdahile yanlış kararı temyiz hakkı tanımamak, yasal ve üstün hakkına rağmen müdahile “Zayii nedeniyle iptal kararının İptali” davasını açmak gibi bir külfet yüklenmesi sonucunu doğuracaktır ki yasa koyucunun böyle bir sonucu istediği düşünülemez.
Uyuşmazlıkta asli müdahil haklı çıkmış olup, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi, 6102 sayılı TTK 763 maddesi hükmünden kaynaklanmaktadır ki verilen kararda asli müdahilin davada haklılığını göstermektedir.
Yasal hamili olduğu çekler nedeniyle açılan davaya müdahale etmek zorunda kalan ve kendisini vekile temsil ettiren asli müdahilin, davada haklı çıkması nedeniyle HMK 326/1 maddesi gereğince lehine yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.