Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2055 E. 2017/5050 K. 04.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2055
KARAR NO : 2017/5050
KARAR TARİHİ : 04.10.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/10/2015 tarih ve 2014/142-2015/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanının unsuru olan ve adına tescilli, tanınmış “NEXTSTAR, NEXT” esas unsurlu markaları üzerinde öncelik hakkına haiz olduğunu, bu markaların davalıya ait markalardan önce tescil edildiğini, davaya konu markalar ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının 2000/17398 sayı ile tescilli “NECSTAR” markasını 556 sayılı KHK’nın 14 maddesi uyarınca 5 yıl boyunca ciddi bir şekilde kullanmadığını, müvekkilinin tescilli ve tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek kadar aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan davalı adına TPE nezdinde uluslararası 09. sınıf dahil emtialar için 21.08.2010 tarih 2000/17398 sayı ve 28.01.2009 tarih, 2009/04266 sayı ile tescilli “NECSTAR” ibareli markalarının 556 sayılı KHK’nın, 7, 8, 14. maddeleri ile 42. maddesinin a, b, c bentleri uyarınca hükümsüz sayılmasına, iptaline, TPE’den terkinine, TPE resmi marka gazetesinde şerh ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasının davacı markası ile karıştırılma ihtimali olmadığını, 556 sayılı KHK’nın 14. ve 42. maddelerinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olduğundan bu yöndeki talebin reddinin gerektiğini, mutlak ret şartlarının ve nispi ret şartlarının mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markaların birbiriyle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı adına tescil edilmiş olan markanın davacının seri markası olarak algılanma ihtimalinin yüksek olduğu, aralarında sınıfsal bir benzerlik olduğu, davacı tarafa ait “NEXT, NEXTSTAR” uzantılı markaların 2000 yılından itibaren kullanılmaya başlandığı, çok sayıda marka tescili sağlandığı, davalının benzer şekilde tescilli olan “NECSTAR” markasının okunuş ve yazılışının davacı markasıyla benzer olduğu, davalı tarafın markasının tescilinden önce davacı tarafın benzer sınıflarda tescilini sağladığı, 9.sınıfta tescilli marka yönünden davalı tarafın dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içinde kullanımının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı tarafın davasının kabulü ile davalı taraf adına tescilli 2000/17398 nolu NECSTAR markasının kullanmama nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince iptaline, davalı tarafa ait 2009/04266 sayılı NECSTAR markasının 09. sınıfta tescilli davacı tarafa ait daha önceki markalara benzer olması nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne, her iki markanın karar kesinleştikten sonra TPE kayıtlarından terkin edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı markalarının hükümsüz sayılması, iptali, şerh ve ilanı istemine ilişkindir. Mahkemece, 2000/17398 sayılı markanın 556 sayılı KHK’nın 14.maddesi uyarınca iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu madde hükmü karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 ve 2016/148 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık nedeniyle iptal edilmiştir. Buna göre söz konusu markanın bu karar karşısında varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği hususunun mahkemece tartışılması gerekmektedir. Ayrıca mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen 2009/04266 sayılı marka yönünden de 556 sayılı KHK’nın 14.maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davalı adına tescilli 2000/17398 sayılı markanın varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği tartışılarak, varlığını sürdürmesi halinde 2009/04266 sayılı marka yönünden önceki markanın müktesep hak teşkil edip etmeyeceği, seri marka olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu dikkate alınmadan hükümsüzlük kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.