Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2068 E. 2017/4703 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2068
KARAR NO : 2017/4703
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada… 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2015 tarih ve 2014/798-2015/673 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan ticari krediler kullandığını, kredilerden haksız kesinti yapıldığını, toplamda 3.516,75 TL tutarında zorunlu, makul ve belgelendirilebilir olmayan kesintiler yapıldığını beyanla değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili; söz konusu kredilerin ticari kredi olduğunu, alınan ücret ve masrafların iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratmadığını, mevzuata aykırılık da teşkil etmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6762 sayılı Kanuna göre bankaların tacir olması nedeniyle yaptığı iş veya verdiği hizmet karşılığı münasip bir ücret alma hakkının olduğu ancak ‘ticari kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu’ adı altında Merkez Bankası’na gönderilen masraf ve komisyon listesi bulunmadığı, davaya konu sözleşmede de bu hususların açıkça belirlenmediği, matbu olarak tanzim edildiği, bu durumun kredi kullanan aleyhine ve MK. 2 maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Her ne kadar, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu kredi sözleşmeleri 6098 sayılı TBK’nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olup, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 21-25-26. maddeleri gereğince hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, mahkemenin kabulüne göre de; dava konusu kredi sözleşmelerinin dava dosyası arasına getirtilip, bu sözleşmelerde bankanın isteyebileceği masraflara ilişkin miktar veya oranların bulunup bulunmadığı belirlenmeden, bulunmadığı takdirde diğer bankaların emsal işlerde uyguladıkları uygulamalar değerlendirilmeksizin karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.