YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2181
KARAR NO : 2017/4785
KARAR TARİHİ : 27.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2015 tarih ve 2012/346-2015/911 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 03/03/2011 tarihli satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesi ile satış bedelinin ve bedelin nasıl ödeneceğinin belirlendiğini, aynı sözleşmenin 3. maddesine göre, sözleşme ekinde yer almayan projeye dahil ürünlerin ayrı siparişler ile ve ayrıca bedeli ödenmek suretiyle sipariş edilebileceğinin taraflarca kabul edildiğini, müvekkilinin sözleşmeye bağlı olarak tüm edimlerini ifa ettiğini, taraflar arasında 2.114,33 TL cari hesap borcu oluştuğunu, bunun yanı sıra ödemelerin ileri vadeli çekler ile yapılması sebebiyle 6.571,54 TL kur farkı alacağı oluştuğunu, bu konuda davalının ihtar edildiğini, bunun dışında sözleşmenin 6. maddesi gereği, davalıya Yapı Kredi Bankası’nın 15/03/2012 tarihli 5.490 Euro tutarındaki kesin teminat mektubunun verildiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiğini, böylece davalının teminat mektubu bedeli kadar haksız bir şekilde zenginleştiğini belirterek 8.865,87 TL’ nin 24/02/2012 tarihinden itibaren, 12.796,64 TL’nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ödemeleri zamanında ve Euro karşılığına denk gelecek şekilde yaptığını, davacının cari hesabından bunun anlaşılacağını, sözleşmenin 8. maddesine göre teminat mektubunun garanti süresi olan 2 yıl süre ile müvekkili şirkette kalacağını, davacı şirketinin teminat mektubunun süresini uzatmadığını, müvekkilinin de teminat mektubunu paraya çevirmekten başka çaresinin kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflara ait ticari defterlerin incelendiği, davacıya ait ticari defterlere göre davacının davalıdan 8.685,88 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre ise davacının davalıdan 2.114,30 TL alacaklı olduğu, tarafların defterleri arasındaki bu farkın davacı tarafından kesilen kur farkı faturasından kaynaklandığı, aldırılan bilirkişi raporunda davacı tarafından keşide edilen fatura ve tahsilatlar karşılaştırıldığında kur farkı faturasınındavacının talebi ile örtüştüğü, dolayısıyla davacı cari hesap ve kur farkı faturasından kaynaklı alacak talebinde haklı olduğu, sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun davalı tarafından nakde çevrildiği, sözleşmenin 12. maddesine göre kesin teminat mektubunun sözleşme tarihi itibariyle bir yıl sonrası olacak şekilde düzenleneceği, sözleşmeye göre ise garanti süresinin iki yıl olduğu, dolayısıyla teminat mektubunun garanti süresi boyunca verildiğinin kabul edilemeyeceği, bu kapsamda teminat mektubunun bir yıl sürenin dolmasına müteakip iade edilmesi gerekirken haksız bir şekilde nakte çevrildiği anlaşıldığından davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.100,47 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.