YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2264
KARAR NO : 2017/4693
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/09/2015 tarih ve 2014/65-2015/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı adına tescilli 2000/21708, 2001/22219 ve 2005/07791 nolu markaların 556 sayılı KHK 14. maddesinde belirtilen 5 yıllık süreden daha uzun bir süredir kullanmadığını beyanla davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin markalarını kullandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının markalarını tescil edildiği şekli ile kullanıldığını kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, markanın kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dava konusu markalar 29.05.2015 tarihinde devredilmiş olup mahkemece bu husus nazara alınmaksızın 09.09.2015 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusunun devri halinde davaya olduğu gibi devam edilmesi imkanı yoktur. Zira mahkeme hüküm devreden aleyhine verilmiş olsa bile, kesinleşecek hüküm devralan aleyhine de kesin hüküm teşkil edecektir. Husumetin doğru kişiye yöneltilmesi mahkemece resen nazara alınacak hususlardan olup davanın devamı sırasında dava konusunun devredilmesi durumunda HMK madde 125 hükümleri nazar alınmaksızn karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca kabule göre de, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli 2016/148 esas ve 2016/189 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.