YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2288
KARAR NO : 2017/5462
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ : … (KAPATILAN) 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/10/2015 tarih ve 2015/16-2015/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında DERİNSU adlı senaryoya ilişkin DUMLUPINAR/DERİNSU adlı uzun metrajlı sinema filminin çekilmesi konusunda 15/02/2006 tarihli ön sözleşme imzaladıklarını, sözleşmede yapılacak filmle ilgili hakların %50- %50 olarak paylaşılmasının öngörüldüğünü, ancak davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek, esere ait DERİNSU adının tescili için TPE’ye başvuru yaparak markayı kendi adına tescil ettirdiğini, oysa eser adı üzerinde tarafların yarı oranında ortaklaşa hak sahibi olduklarını, davalının bu tescilinin açıkça kötüniyetli ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu savunarak davalı tarafından tescil ettirilen DERİNSU markasının, sözleşmeye aykırılık ve kötüniyetli tescil nedeniyle müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının kabul edilemez olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca eserden doğan hakların %50- %50 paylaşılacağını, marka tescil başvurusunun davacının bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını, DERİNSU filmi üzerinde ne müvekkilinin, ne de davacının tek başına yetkili olmadığını, davacı tarafın bir yandan hakların %50- %50 olarak paylaştırılacağını belirtirken, DERİNSU markasının %100 olarak kendi adına tescilini istemekle çelişkiye düştüğünü, uyuşmazlığın mahkemeler nezdinde değil taraflar arasında yapılacak görüşmeler ile giderilebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde geçen “markanın kendi adına tescili” talebinin zımnen “hükümsüzlük” talebini de içerdiği, zira TPE’nin yerine geçmek suretiyle mahkemelerce tescil kararı verilemeyeceği, bu yetkinin TPE’ye ait olduğu ancak başkası adına tescilli bir markanın kendi adına tescili talebinin esasen önce markanın hükümsüzlüğü, daha sonra kendi adına tescili talebi biçiminde olduğu, tescil kötüniyetli olduğundan hükümsüzlük talebinin yerinde olduğu, bununla birlikte tescil talebinin, hükümsüzlük kararı kesinleşmesinden sonra başvuru yapıldığı taktirde TPE’ nin yetki ve görevi dahilinde kaldığı gözetilerek, dava konusu markanın davacı adına tescili talebinin, hükümsüzlük talebini de içerdiği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2011/33626 no’lu DERİNSU ibareli markanın hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine, yerinde görülmeyen kendi adına tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı tarafından 05.10.2015 tarihli ve hükümsüzlük talebini içeren ıslah dilekçesi süresinde verilmiş olmasına rağmen mahkemece ıslah dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş ise de, davacının dava konusu markanın kendi adına tescili talebinin, markanın hükümsüzlüğü talebini içermesine ve ıslah dilekçesinin usulden reddedilmesinin sonuca etkili bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.