YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2327
KARAR NO : 2017/4726
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2015 tarih ve 2014/536-2015/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … no’lu, “zinclomin” ibareli, marka tescil başvurusuna, davalının “zincoline” ibareli, 2012/04814 no’lu markasına dayalı olarak yapılan itirazın kabul edilerek başvurunun reddedildiğini oysa, başvuru konusu işaretle redde mesnet markanın bütünsel olarak analiz edildiklerinde görsel, sescil, biçimsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri olan doktor ve eczacıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadığını, zira ortalama tüketicilerin bu markaların farklı olduğunu derhal ve hiç düşünmeden anlayabileceğini, zinco kelimesinin çinko ürününü tanımladığını, anılan etken maddeye çağrışım yapan bir marka oluşturulduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’in 2014/M-14533 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, markalar benzer olduğundan iltibasa sebebiyet vereceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı marka tescil başvurusunun asıl ve ayırt edici unsurunun “zincoline” ibaresinden oluştuğu, yazıldığı biçimde okunduğu, markanın zinc ibareli çinko anlamına gelen etken madde ismine line ibaresinin eklenmesiyle türetildiği, davacı başvurusunun konusu olan işaretin de “zinclomin” ibaresinden oluştuğu, yazıldığı biçimde okunduğu, zinc etken madde ismine lomin ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş olduğu, ancak başvuru konusu işaretin görsel ve sescil olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle davalının zincoline ibareli markasının yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde algı doğduğu, zira görsel ve sescil olarak bıraktığı intibanın birbiriyle karıştırmayı tesis edecek kadar güçlü olduğu, marka ve başvuru konusu işareti oluşturan zinc ibaresinin tanımlayıcı olmasının doğacak ilişkilendirmeyi perdelemesinin mümkün olmadığı, her birinde asıl ve ayırt edici unsur olan markaların bütün olarak aynı görsel ve sescil etkiyi bıraktıkları, başvuru kapsamında yer alan 5.sınıf ürünlerin davalının markasının kapsamında aynen yer aldığı, 5/1.sınıf ürünlerin genel olarak reçete ile satıldığı, öncelikle doktor tarafından belirlendiği, reçelenmesini müteakip hastaya sunulduğu, fakat bu ürünler bakımından dahi nihai tüketicilerin de anılan ürünlerin alıcıları sayılması gerektiği, reçete ile satılması mümkün ürünler için ortalama düzeyde, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki ürün alımlarında aynı markayı taşıyan mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların nazara alınması gerektiği, anılan nitelikteki ortalama tüketicilerin doktor ve eczacılar dahil davacı başvurusunun konusu olan işaret ile redde mesnet davalı markasının farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, bunun öteden beri kullanılan davalı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.