YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2332
KARAR NO : 2017/4676
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/10/2015 tarih ve 2014/985-2015/776 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirket ortağı olan …’ün şirket ortakları adına imza atarak karar aldığını, bu kararla davalının 10 yıllığına müdür seçildiğini, şirket çeklerini kendisinde tutup şirkete iade etmediğini, davalının şirket müdürlüğüne son verildiğini, durumun Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, şirket telefonunun şirket müdürlüğünün sona erdirilmesi kararının alınmasından bir gün sonra davalı tarafından kendi üzerine alındığını, müşterilerine ulaşamadıklarını, şirkete zarar verdiğini, savcılığa şikayette bulunulduğunu, hakkında ceza davası açıldığını, davalının şirketten çıkarılmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının esas sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortaklar tarafından alındığını ileri sürerek şirkete ait telefon hattını kullanma hakkının müvekkili şirkete verilmesini, davalının ortaklık haklarını kullanmasının sınırlandırılmasını, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını, çıkarılma payı hesap edilirken de şirkete verdiği zararların hesap edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, usulüne uygun genel kurulun toplanması için çağrı yapılmadığını, böyle bir genel kurul toplantı veya karar örneği bulunmadığını, yapıldıysa da müvekkilinin haberi olmadığını, şirketin bütün borçlarının müvekkil tarafından ödendiğini, söz konusu telefon numarasının … tarafından kendisine verildiğini ve dilediği gibi kullanabileceğini söylediğini, bu hattın ödemelerinin müvekkili tarafından kendi kredi kartı ile yapıldığını, şirket adına kayıtlı davacı tarafından kullanılan başka GSM numaraları da olduğunu, müvekkilinin müdürlükten alınmasından itibaren tüm evrakları ve belgeleri 13/04/2010 tarihli muhasebecinin tuttuğu tutanakla teslim ettiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; dava şirketten çıkarma ve ortaklık payı tespitine ilişkin olduğu, davalının, davacı şirket adına kayıtlı olan…nolu telefonunun aboneliğinin, davalı … tarafından şirket müdürü sıfatıyla 14/04/2010 tarihinde kendi adına devrolunduğu, davalı hakkında şirketteki iş ve işlemlerinden dolayı resmi evrakta sahtecilik ve hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanmak suçlarından … … 17. Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği, mahkumiyet kararı gerekçesinde açıklanan eylemleri ile davalının davacı şirketteki eylemlerinin tamamen örtüştüğü, kaldı ki davalının, davacı şirkete ait telefon hattının kendi kullanımında olduğunu belirtmiş olduğu, davalının mahkumiyetine de neden olan ve tüm dosya kapsamı ile sabit uygunsuz ve şirketteki karşılıklı güven ortamını ortadan kaldıran somut delil ve belgelerin olduğuna, bilirkişilerin raporlarıyla da teyit edildiği, davalının şirketten çıkarılma şartlarının oluştuğu, alınan raporda davalının hissesine düşen şirketteki özvarlığı 504,85 TL olduğu, davalının davacı şirkete verdiği zararlardan dolayı davacının davalı aleyhine dava açma hakkının her zaman mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı eski TTK. 551 md. uyarınca davalı …’ün ortaklıktan çıkarılmasına, ayrılma payı karşılığı 504,85 TL’nin karar tarihinden itibaren ticari faizle birlikte davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, davacı şirkete teslim edilen 533 231 54 22 numaralı telefon hattının davacıya devrine ve karar kesinleştiğinde davacı şirket adına kaydına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalının, davacı şirket ortaklığından çıkarılması ve çıkma payının hesaplanması istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın payı karar tarihine en yakın tarihteki şirket sermayesinin rayiç değerinin belirlenmesine göre yapılması gerekir. Somut olayda davacının ayrılma payının hesaplanması için bilirkişi incelemesine gidilmiştir. Mahkemeye sunulan 28/05/2013 tarihli bilirkişi raporuna göre şirket öz varlıklarının kaydi değerinin 73.787,42 TL olduğu, yapılan itirazlar üzerine alınan 01/09/2014 tarihli ikinci bilirkişi raporunda keşif tarihi itibarıyla şirketin öz varlık toplamının 2.019,39 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda defterde kayıtlı öz varlıklardan bir kısmının mahallinde olmadığı belirtilmiş ise de mahallinde neden bulunmadığı, satılıp satılmadığı, bedelinin ne olduğu yeterince araştırılıp incelenmediği gibi, öz varlıkların tespitinde değer konusunda rapor sunan bilirkişilerin de öz varlıkların niteliğine göre değer belirleyecek uzman bilirkişi olmadıkları görülmüştür. Mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturulup her iki bilirkişi rapor arasındaki çelişki giderilerek davalının esas sermaye payına uyan ayrılma payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek (reel) değerinin tespiti gerekirken yazılı gerekçelerle yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.