Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2361 E. 2017/4719 K. 26.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2361
KARAR NO : 2017/4719
KARAR TARİHİ : 26.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2015 tarih ve 2014/1340-2015/1108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirkette % 33 oranında pay sahibi olduklarını, geri kalan hisseye sahip olan davalıların uzun yıllardır müdür olarak görev yaptıklarını, 12 yıldır kâr payı dağıtılmadığını, müvekkillerinin inceleme, bilgi alma ve genel kurula katılarak oy kullanma haklarının engellendiğini, davalı şahısların kendilerini alacaklı gösterdiklerini, müvekkillerinin genel kurulun toplantıya çağrılması ve özel denetim yapılmasını talep ettiğini, davalılar tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede genel kurulun 10/04/2014 tarihinde toplandığının, mali tabloların kabul edilerek müdürlerin ibra edildiğinin ve geçmiş yıl kârlarının ne şekilde tasarruf edileceğinin karara bağlandığının bildirildiğini oysa, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, genel kurulda alınan kararların da kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile iptaline ve şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çağrı merasimine aykırılığın ancak bir iptal sebebi olabileceğini, iptal davalarının da üç ay içinde açılması gerektiğini, çağrının yasaya ve ana sözleşmeye uygun şekilde yapıldığını, kararların iptali gerektirir bur durumun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 10/04/2014 tarihli genel kurulda çağrı prosedürüne uyulmamasının yokluk sebebi olmadığı, alınan kararların ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun ispat edilmediği, davanın 3 aylık hak düşürücü sürede de açılmadığı, özel denetçi atanmasına ilişkin talebin de yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, dava konusu genel kurul kararının yokluğunun tespiti ile iptali ve davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesi istenilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 440. maddesinde özel denetçi atanmasına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlendiğinden davacılar vekilinin davalı şirkete özel denetçi atanmasına ilişkin talebin reddine dair karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
3- Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 619/1 maddesinde ”Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.” düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirket müdürü olan davalıların katılımı ile yapılan genel kurul toplantısının 5. maddesinde müdürler kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiştir. Oysa, TTK’nın 619/1 madde hükmü emredici nitelikte olduğundan oy kullanma yasağına aykırı davranılarak alınan müdürlerin ibrasına ilişkin kararın yoklukla malul olması nedeniyle yokluğunun tespitine karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Dava, limited şirket genel kurul kararının yokluğunun tespiti ile şirkete özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine, özel denetçi atanmasına ilişikin mahkeme kararının kesin olması nedeni ile bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine genel kurul kararının yokluğunun tespiti yönünden kararın bozulmasına karar verilmiştir
Özel denetçi atanmasına ilişkin mahkemenin red kararının kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 635. maddesinde “….Anonim Şirketin denetçiye, denetime ve özel denetime ilişkin hükümlerinin limited şirkete de uygulanacağı” düzenlenmiş olup TTK 438, 439, 440 vd. maddelerinde Özel Denetim İsteme ile ilgili hükümler sevkedilmiştir.
TTK 440 maddesinde “….mahkemenin istemi yerinde görmesi durumunda istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla uzmanı görevlendireceği, mahkeme kararının kesin olduğu” öngörülmüştür.
Madde metninde açıkca da ifade edildiği üzere kararın kesin olması hali mahkemenin özel denetçi atanması istemini kabul etmesi durumunda söz konusudur.
Somut uyuşmazlıkta da olduğu gibi, mahkemenin özel denetçi atanması istemini reddetmesi durumunda mahkeme kararının kesinliğinden söz edilmesi yasanın açık hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
Kaynak İsviçre Hukukunda bu kararın temyizi kabil olduğu düzenlemiştir.( Pulaşlı Şirketler Hukuku sh. 523)
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasasının 36. maddesinde ifade edilen adil yargılanma hakkının ve hukuk güvenliği ilkesinin ihlali anlamına gelebilecektir.
Açıklanan nedenlerle, Limited Şirkete özel denetçi atanmasına ilişkin mahkemenin red kararı temyizi kabil olduğundan işin esasının incelenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.