Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2457 E. 2017/4651 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2457
KARAR NO : 2017/4651
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2015 tarih ve 2015/105-2015/972 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya verdiği gümrük müşavirliği hizmeti kapsamında davalı adına ithal edilen koku aparatı, parfüm dispenseri, koku dispenseri ürünleri için müvekkilinin beyanname düzenleyerek gümrük işlemlerini tamamladığını, Gümrükler Genel Müdürlüğü’nce bu işlemden sonra adı geçen ürünlerin küçük ev aletleri statüsünde yer almasına karar verilip gümrük idaresi tarafından davalı adına ek vergi ve para cezası tahakkuk ettirildiğini, uzlaşma sonucu toplam 22.225,60 TL vergi ve cezanın müvekkili tarafından gümrük saymanlığına ödendiğini, bu tutarın vergi ve faize ilişkin 13.225,60 TL tutarındaki kısmı için davalıya borç dekontu düzenlendiğini, davalının bir ödeme yapmaması üzerine aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu, zira belirtilen ürünlerin gümrük işlemlerinin tamamlanmasını müteakip idare tarafından getirilen düzenleme sonucu ek verginin tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, hatalı yapılan müşavirlik hizmetlerinde yasanın mükellef ile birlikte müşaviri de sorumlu tuttuğunu, uzlaşmanın müvekkili tarafından değil, bizzat davacı tarafından istendiğini, davacının, ek tahakkukların hukuka aykırı olduğuna dair itiraz ve dava yoluna gidilmesi gerektiği yönünde bir ihtarının bulunmadığını, ödemeyi kendisinin yapmasının ve sadece vergi ve faizi istemesinin kusurunu kabul ettiği anlamına geldiğini, sonradan yürürlüğe girecek bir düzenlemenin geçmişe yürütülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının çalışanı olan gümrük müşavirinin hatalı beyanı üzerine idarenin cezai işlem tesis ettiği, müşavirin mesleği gereği güncel mevzuat doğrultusunda beyanname tanzim etmesi ve mükellefin haklarını koruması gerektiği, gerekli özeni göstermediği hallerde zarardan sorumlu olacağı, görev ve sorumluluğu kapsamındaki iş ve işlemlerde kusuru ile verdiği zararı davalıya yansıtamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının gümrük müşavirliğini yapan davacının düzenlediği beyannamenin farklı GTİP sınıfında olması gerektiğinden bahisle gümrük idaresi tarafından tahakkuk ettirilen ek vergi ve faizlerin tahsili için başlatılan takibe vergi mükellefinin itirazının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun “Tespit Edilen Hususlar” başlığı altında; işbu davada davacının katlandığı ve ödediği cezaya ilişkin rücuen tazminin amaçlandığı, “Sonuç” kısmında da, hatalı GTİP beyanı ile cezai müeyyidenin uygulandığı, davacının gümrük idaresi tarafından verilen cezadan sorumlu olduğu belirtilmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporu doğrultusunda hatalı GTİP beyanı nedeniyle cezai müeyyidenin uygulandığının anlaşıldığı, bu husustan mesleği gereği gümrük müşavirinin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı açıkça ödediği cezaların işbu davanın konusu olmadığını, ek vergi ve faizlerinin takibe ve davaya konu edildiğini belirtmiştir. Bu durumda, vergilerin sorumluluğunun kaideten ithalatçı mal sahibine ait olduğu nazara alınmalıdır. Davalı, davacı tarafından dava konusu ek vergi tahakkuklarının itiraz ve dava konusu yapılması konusunda kendisine bir ihtarda bulunmadığını, dava açılması halinde bu davaların kazanılabileceğini savunmuştur. Bu durumda, mahkemece davacının sadece vergi ve faizlerini talep ettiği ve kural olarak vergilerden davalının sorumlu olduğu nazara alınıp, dava konusu ek vergi tahakkuklarının neden yapıldığı ve neye dayalı olduğu, ek vergi tahakkukuna konu emtiada alınması gereken verginin ne olduğu, ek tahakkuka kimin sebebiyet verdiği, bu ek vergi tahakkuklarında davacının eyleminin etkisinin ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken sadece gümrük idaresi tarafından kesilen ceza yönünden araştırma yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.