YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2464
KARAR NO : 2017/5859
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/11/2015 tarih ve 2014/238-2015/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait WERT markasının 06, 07, 08, 09, 11, 12 nci sınıflarda 2006/08244 numarası ile tescilli olduğunu, davalı marka başvurusunun ”WERK” markasından tek farkının sözcüklerin sonlarındaki “T ” ve “K” harfleri olduğunu, müvekkil markasının kapsadığı mallarla davalıya ait markanın kapsadığı malların aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte mallar olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, mahkeme ilamının Türkiye’de tirajı en yüksek 3 gazete de yayın ve ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPE vekili, hükümsüzlük davalarında TPE’nin taraf ehliyetinin bulunmadığını bu sebeple hukuka aykırı açılan bu davanın husumet bakımından reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin tescilli markasını “Ak Hırdavat” işletme unvanı altında şahıs şirketinde kullandığını, davacının tescilli olan markasından farklı bir şekilde kullanmakta olduğu markasına dayalı olarak herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını, her iki markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının 6. sınıfta “hırdavatçı (nalburiye) eşyası” dışındaki mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, müvekkilin markası ise 6. Sınıfta sadece “hırdavatçı (nalburiye)eşyası” için tescilli olduğunu, davacının markasının 556 sayılı KHK uyarınca “tanınmış” olduğu iddiasının kabul edilmeyeceğini, her iki tescilli markanın tescil edildikleri şekil ve renkle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde birbiriyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkini ile maddi manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı ”WERT” ibareli 06, 07, 08, 09, 11, 12 sınıflarda tescilli markası ile davalı adına kayıtlı ”WERK” ibareli 06 sınıfta tescilli markası arasında emtialar yönünden benzerliği olduğu, davacı emtialarının birçoğu “hırdavat-nalburiye” emtiası içinde anılabilecek ürünler olduğu, gerek küçük ölçekli hırdavatçılarda gerek büyük yapı marketlerde yan yana satılabilecek, birbirlerini tamamlayan aynı zamanda birbiri yerine kullanılabilecek ürünler olduğu, davacının “Wert” markasıyla davalının “WERK” ibareli başvuru markası arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için satın alım süresi içinde farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, yanılgıya düşebileceği, 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas bulunduğundan 2012/42670 tescil sayılı markanın(sadece 06 sınıfta tescilli olduğundan ) iptaline karar verilmesi gerektiği, YİDK iptal davası olmadığından davanın TPE yönünden husumetten reddi gerektiği, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf markaları aynı emtia sınıfında yer aldığından 556 sayılı KHK 8/4 maddesinin uygulama yeri olmadığı, davacı mesnet markası tescilli olduğundan KHK 8/3 maddesinin uygulama yeri olmadığı, davalı marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle şartları oluşmayan maddi manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin ile maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı adına kayıtlı ”WERT” ibareli markası ile davalı adına kayıtlı ”WERK” ibareli markası görsel ve sescil olarak aralarında iltibas oluşturacak şekilde benzerlik var ise de davacı adına kayıtlı ”WERT” ibareli markasının 06,07,08,09,11,12. sınıflarda, davalı adına kayıtlı ”WERK” ibareli markasının 06. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde tarafların tescilli olduğu emtialar bakımından yan yana satılabilecek birbirlerini tamamlayan aynı zamanda birbiri yerine kullanılabilecek ürünler olduğu, bu nedenle emtialar yönünden benzer olduğu kabul edilerek sonuca ulaşılmış ise de bu konuda yapılan inceleme yeterli olmadığı gibi bilirkişi kurulunda sektör bilirkişisi de bulunmamaktadır. Oysa ki taraf emtialarının benzer olup olmadığı, aralarında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için konusunda uzman, emtia ile ilgili alanda (hırdavatçılık) çalışan bilgi ve tecrübesi olan sektör bilirkişilerinin de katılımı ile oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulunca, davacı şirkete ait markanın gerek 6. sınıfta, gerekse diğer sınıflarda tescilli olan malların “hırdavatçılık-nalburiye” eşyaları arasında sayılıp sayılmayacağı yönlerinden inceleme yaptırılarak düzenlenecek rapor sonucuna göre bir değerlendirmede bulunulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı … yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.