Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2601 E. 2017/5705 K. 25.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2601
KARAR NO : 2017/5705
KARAR TARİHİ : 25.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/10/2015 tarih ve 2014/440-2015/540 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2002/15994 numaralı “Ispartalı çam etli pide salonu şekil” ve 2006/16900 numaralı “Ispartalı özçam şekil” ibareli markaların sahibi olduğunu ve 1994 yılından beri Özçam ismiyle faaliyet gösterdiğini, davalının da aynı isimle faaliyet gösterdiğini, her ne kadar davalının da tescilli “Özçam” markası var ise de tescil kapsamında yiyecek içecek hizmetlerinin bulunmadığını, davalının “Özçam” adıyla faaliyet göstererek markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, men’i ile maddi ve manevi tazminat tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 1990lı yıllardan beri Özçam adıyla faaliyet gösterdiklerini, kullanılan ibarelerin şekil ve içerik bakımından birbirlerinden farklı olduğunu bu yüzden haksız rekabet ya da markaya tecavüz olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının lokanta ve restoran faaliyetlerine 1994 yılında başladığı ve unvanının ”…” olarak kayıtlara geçtiği, vergi dairesi kayıtlarında davacıya ait dava konusu markalarla ilgili kullanıma rastlanmadığı, davacı markasının ”ıspartalı çam” ve ”ıspartalı özçam” ibarelerinden oluştuğu her iki kelimenin de aynı boyda ve aynı renkte harflerden oluşması nedeniyle markanın bir bütün olarak tescil edildiğinin görüldüğü, davalı marka kullanımının ise ”özçam” şeklinde olup öz ve çam kelimelerinin aynı boyda ve aynı renkte harflerle birleşik olarak yazıldığı dolayısı ile marka karşılaştırmasında davalı markasının 556 sayılı KHK uyarında ayırt edicilik kriterini taşıdığı ve davalının eyleminin markaya tecavüz niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, meni ve maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b bendi anlamında benzer olmadıkları, davalı markasının ayırt edicilik kriterini taşıdığı ve davalının eyleminin markaya tecavüz niteliğinde olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 556 sayılı KHK 8/1-b bendi anlamında iltibastan söz edilebilmesi için taraf markalarını oluşturan işaretlerin ve tescil kapsamlarında da mal ve/veya hizmetlerin de iltibas tehlikesine yol açacak derecede aynı tür veya benzer tür olduğunun tespiti ve kabulü gerekir. Oysa, davacının tescilli 2002/15994 ve 2006/16900 sayılı markaları 43. sınıfta tescilli iken davalının 2005/12950 sayılı tescilli markası 43. sınıfta yer alan uyuşmazlık konusu ‘yiyecek içecek hizmetlerinin sağlanması, restoran hizmetleri bakımından’ tescilli bulunmamaktadır. Mahkemece, 556 sayılı KHK 8/1-b. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede marka işaretlerinin farklı ve ayırt edici olduğu tespiti yapılmış ise de, her iki markayı oluşturan esaslı unsulardan birisinin de “ÖZÇAM” olması nedeniyle 556 sayılı KHK 8/1-b de sayılan diğer koşulların da varlığı halinde aynı KHK 9/1-b bendi uyarınca davacının marka hakkına tecavüz eyleminin gerçekleşeceğinin kabulü gerekir. Bu bakımdan, davalı markasının kapsadığı 43. sınıf ‘geçici hizmetleri’ ile davacının tescilli markası kapsamında bulunan ‘yiyecek içecek hizmetlerinin sağlanması, restoran hizmetleri’ bakımından benzer tür hizmetler vasfında olup olmadığı hususunda bir değerlendirme de yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.