Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2697 E. 2017/5474 K. 18.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2697
KARAR NO : 2017/5474
KARAR TARİHİ : 18.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen13/11/2014 tarih ve 2014/1725-2014/475 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketten aldığı malları perakende sattığını, mal siparişi sırasında alınacak mal bedelinden çok daha fazla tutarda vadeli çeklerin davalı şirkete verildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin 2011 yılının Kasım ayında sona erdiğini, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, ancak çok sayıda vadeli çek ve bononun davalının elinde kaldığını, elindeki çeklere dayalı olarak icra takibi başlattığını, tarafların ticari defterleri ve belgeleri incelendiğinde müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının ortaya çıkacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından müvekkili aleyhine açılan … 5. İcra Müdürlüğünün 2012/16301 Esas sayılı takip dosyasının ve bu takibe konu çeklerin iptaline, davalının takibin % 40’ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararların davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin alacağının kambiyo senedine dayandığını, davacının aleyhine başlatılan icra takibine itiraz etmediğini, zamanaşımı itirazında bulunmadığını, kendisine ödeme emrinin, kıymet takdir raporlarının ve satış ilânlarının tebliğ edildiğini, davacının iddialarının soyut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının kendi ticari defter ve kayıtları uyarınca takip konusu ettiği 31/10/2011 tarih 15.000,00 TL ve 30/11/2011 tarih 15.000,00 TL bedelli çeklerden ötürü davacıdan alacaklı olmadığı, bu çekleri 10/12/2011 tarihinde davacının borcuna kaydettiğini, karşılıksız çıkan çeklerin davacının borcuna kaydedilmesi ile davalının 28.905,21 TL alacaklı hale geldiğini, davacının karşılıksız çıkan çeklerden ötürü Aralık 2011 ayı içerisinde davalı şirkete ödeme yaparak borcunu kapattığını, 30/12/2011 tarihi itibariyle davacının davalıya borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde 2012 yılına devreden alacak ve borç bulunmadığını, ancak davacının düzenlediği 31/12/2011 tarih 15.000,00 TL, 20/01/2012 tarih 10.000,00 TL, 30/04/2012 tarih 7.500,00 TL tutarlı çeklerinde karşılıksız çıkması nedeniyle davalının davacıdan 32.500,00 TL alacaklı duruma geldiği, 31/05/2012 tarihli 10.000,00 TL ve 30/06/2012 tarih 9.000,00 TL bedelli çeklerin ise hamiline düzenlenmiş olup davalı şirket kayıtlarında yer almadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının … 5. İcra Müdürlüğü 2012/16301 sayılı takip dosyasının 31/10/2011 tarih 15.000,00 TL ve 30/11/2011 tarih 15.000,00 TL bedelli iki adet çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin reddine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, davalıya mal karşılığı olmaksızın yedi adet çek verdiğini iddia etmiş ve bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş, davalı ise kıymetli evrakın illetten mücerret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabuküne karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar yukarıda belirtilen karinenin aksini ispata yeterli değildir. Şöyle ki, davacı yedi adet çekin ödenmiş olduğunu ileri sürmemekte, aksine bu çeklerin bedelsiz olduğunu iddia etmektedir. Kaldı ki, davalının ticari defterine kaydedilen çeklerle ilgili de bu çeklere mahsuben ödeme yapılmış olduğunu gösteren herhangi bir kayıt mevcut olmayıp, davacı tarafından yapılmış başkaca ödemelerin işbu çeklere mahsuben yapıldığının kabulü de mümkün değildir. O halde, yasal karinenin aksini ispat yükünün davacı tarafta olduğu da gözetilerek davacı tarafın iddiasını ispata yarar delillerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerde bulunan bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıdan iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.