YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2698
KARAR NO : 2017/6435
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2015 tarih ve 2014/347-2015/947 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %10 hissedarı olduğunu, şirketin 18/05/2012 tarihinde yapılan olağan genel kurulun şirket merkezinin bulunduğu yerde yapılmadığını, yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibrası işleminin usulsüz olduğunu, şirketin ihtiyacı olmadığı halde sermaye arttırım kararı alındığını, sermaye arttırımının sırf rüçhan haklarının ihlali ve pay sahiplerini zarara uğratmak amacıyla yapıldığını, işletmenin devredilmesi, işletme ve işletmelerin devralınması yönündeki genel kurul kararının da davalı şirket tacir sıfatını kaybedeceğinden ve yeni bina alımı ile yönetim kurulu üyelerinin seçimi ana sözleşmeye aykırı olduğundan iptali gerektiğini ileri sürerek, yasaya, usule ve ana sözleşmeye aykırı bir şekilde davalı şirket tarafından 18/05/2012 tarihinde yapılan olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının genel kurulda tüm maddelere itiraz etmediğini, şirket ana sözleşmesine göre genel kurul toplantılarının şirketin şubesinin bulunduğu ilçede herhangi bir adreste yapılabileceğini, davalı şirketin … İlçesinde hastane işletmesi nedeniyle şubesi bulunduğunu, bu nedenle … İlçesi içerisinde herhangi bir adreste toplantı yapılabileceğini, ibranın kanuna uygun bulunduğunu, davacının başhekim yardımcısı sıfatıyla şirket işlerinin yürütülmesine bizzat katıldığını, sermaye arttırımının elzem olup keyfen alınmış bir karar olmadığını, bu açıdan hastane ruhsatının ve işletmenin korunması için bir an önce yatırım yapılarak ya yeni bir hastane binasına geçilmesi ya da yeni bir hastane binasının inşa edilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olup şirketin atılım yapmasını engellemeye çalıştığını, şirket binasının yenilenmesinin mevzuattan kaynaklandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın 3 aylık süre içinde açıldığı, davacının iptalini talep ettiği 5,7,8 ve 9 nolu kararlarda olumsuz oy kullandığı ancak geçerli bir muhalefet şerhi bulunmadığı, sadece muhalefet ettiği maddeler görüşülmeden önce 3. maddede toplu olarak peşin muhalefetini belirttiği, Yargıtay kararlarına göre bunun geçerli bir muhalefet şerhi
toplantının yapıldığı yer açısından ana sözleşmeye göre şirket şubesinin bulunduğu il hudutlarında yapılabileceği, 5 nolu kararda yer alan yönetim ve denetim kurullarının ibrasına dair kararın şahsi bir iş olarak değerlendirilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin eş, usul ve fürularının ibra oylamasında oy kullanabileceği, 5. maddenin iptal ve yokluk sebeplerinin oluşmadığı, 6 nolu kararın oy birliği ile alındığı, davacının olumsuz oy kullanmadığı, 7 nolu kararın sermaye arttırımına ilişkin olduğu, 6.500.000 TL olan sermayenin 10.000.000 TL’ ye arttırıldığı, şirket ana sözleşmesinde sermaye arttırımı için özel toplantı ve karar yeter çoğunluğu bulunmadığı, TTK hükümlerinde yer alan çoğunluğa uyulduğu, bilirkişi raporunda da davalı şirketin 2011 yılı bilançosuna göre sermayesinin büyük çoğunluğunu zararla kaybetmiş olduğu ve sermaye arttırımının gerekli olduğu, 7 nolu kararın yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, iptal sebebi bulunmadığı, 8 nolu kararın ana sözleşmede engelleyici hüküm bulunmadığı, iptal sebebi olmadığı, 9 nolu kakarın şirket binasının mevcut fiziki şartlarının yetersizliğinden dolayı başka bir adrese taşınması veya yeni bina yapılması hususunda yönetim kurulunun karar alabilme yetkisi verildiği, bilirkişi raporuna göre de özel hastane faaliyeti nedeniyle Özel Hastaneler Yönetim Hükümleri uyarınca fiziki şartların düzeltilmesi gerektiğinden, alınan bu kararın faaliyetin yürütülmesi için zorunlu olması karşısında iptalini gerektirir bir durum bulunmadığı, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı her ne kadar iptali istenen genel kurulda alınan kararlara ret oyu kullanmış ise de, oylamadan sonra muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğinin anlaşılması ve bu gerekçeyle davanın reddinin isabetli bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.