YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3149
KARAR NO : 2017/6286
KARAR TARİHİ : 16.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2014 gün ve 2012/48-2014/151 sayılı kararı onayan Daire’nin 19/11/2015 gün ve 2014/17296-2015/12336 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka’nın çalışanı … tarafından mevcut nakdinin daha verimli değerlendirilebilmesi amacıyla daha önce hiç bilmediği ve uygulamadığı türev ürünlere yönlendirildiğini, bu yönlendirme sırasında yapılacak işlemlerle ve riskleri ile ilgili yeterli bilgi verilmediğini, davalının tamamen fiktif bir miktar (10.000.000 … …) üzerinden “5” adet işlem gerçekleştirdiğini, her bir … (…) işlemi için davalı Banka’nın kendisine opsiyon satılması şeklinde bir fiktif düzen yaratarak bunu müvekkiline pazarladığını, 24.11.2010, 29.11.2010, 30.11.2010 ve 09.12.2010 tarihlerinde yapılan 4 işlemin şartlarının aynı olduğunu, 10.000.000 …’nin fıktif olarak kullanılacağını, sayılan 4 adet işlem tarihi ile 24.12.2010 tarihine kadar …’nin, TL’ye olan kurunun herhangi bir zamanda 1,58 seviyesine ulaşmaması durumunda sürenin sonunda taraflar arasındaki sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği ve kendisine peşin olarak ödenen opsiyon priminin geri alınmayacağı, ancak yukarıda belirtilen işlemlerin sürelerinin …’nin TL karşısındaki kurunun 24.12.2010 tarihine kadar 1,58’e ulaşması l,58’i aşması hâlinde sırasıyla 25.11.2011, 24.11.2011, 24.11.2011 ve 09.12.2011 tarihlerine kadar uzayacağı ve dönem sonunda o tarihteki piyasa fiyatı üzerinden alınacak …’nin işlemin yapılışı sırasındaki ilk 4 işlem için davalıya 1,58’den satılacağı hususlarında tarafların anlaştığını, bu suretle müvekkilinin piyasadan çok pahalıya aldığı …’yi davalı Banka’ya 1,58’den satması gibi bir durumun ortaya çıktığını, 10.12.2010 tarihinde yapılan 5. işlemde …’nin TL karşısındaki kurunun 10.01.2011 tarihine kadar 1,60 seviyesine ulaşması halinde işlem tarihinin 30.12.2011 tarihine kadar uzayacağının kararlaştırıldığını ve dönem sonunda alınan …’nin 1,60 gibi düşük bir fiyattan davalı Banka’ya serbest piyasadan temin edilerek satılacağı şeklinde anlaşıldığını, geçen zaman zarfında …’nin TL’ye olan kurunun 1,58 ve 1,60 seviyelerinin çok üzerine neredeyse 2,51 seviyelerine kadar çıktığını, davalı Banka’nın hazine departmanı bu artışı öngörür bilgilere sahip olduğundan bu tür işlemleri aşırı kâr elde etmek için müvekkiline pazarladığını, …’deki artışın yükselme eğilimi göstermesi üzerine
çözüm üretmek amacıyla davalı Banka’ya başvurmasına rağmen çözüm üretilmediğini, zararın sigortalanmasının “hedge edilmesinin” davalı Banka nezdinde mümkün olup olmadığı yönündeki araştırmalarına da davalı yanca bilgi verilmediğini, sigorta konusunda müvekkili bilgilendirilse idi zararın bu kadar artmayacağını, 31.05.2011 tarihinde davalı Banka’nın özel bankacılık bölümünden sorumlu genel müdür yardımcısı … ile görüşüldüğünü ve müvekkilinin ısrarları üzerine ancak çok büyük zararlar oluştuktan sonra yüksek prim ödenmesi suretiyle sigortalama hedge etme işleminin yapıldığını, müvekkilinin 5 işlemin ilk 3’ünden çok büyük zararlara uğradığını, diğer 2 işlem açısından ise çok geç haber verilmesi ve sigorta hedge uygulamasına çok geç başlanması nedeniyle çok yüksek seviyede prim ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin zararının anılan işlemler nedeniyle 17.327.168 TL olduğunu, davalı Banka’nın eylemlerinin SPK mevzuat ve tebliğlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.327.168,00 TL’nin faiziyle birlikte davalı Banka’dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 4,60 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.