YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3159
KARAR NO : 2017/5499
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/12/2015 tarih ve 2014/1471-2015/773 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirket ile müvekkili şirket arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde 12.650 TL bedelli 30.12.2010 tarihli …’den verilen çek karnesinden bir adet çekin müvekkili şirkete keşide edilerek teslim edildiğini, çekin karşılıksız çıktığını, yapılan icra takibinin aciz vesikasına bağlandığını, takibe konu çek sebebiyle müvekkili şirketin 15.179,48 TL zarara uğradığını, davalı bankanın özen borcuna aykırı davranarak dava dışı şirket lehine güven yaratarak müvekkili şirketin dava dışı şirketle ticari münasebet kurmasına neden olduğunu, davalının kusuru oranında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, davalıdan kusuru oranında tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın HMK’nın 109/II. madde düzenlemesine istinaden kısmi dava şeklinde açılmış olduğundan hukuki yararın bulunmadığını, dava şartı eksikliğinden dolayı HMK’nın 115. maddesi düzenlemesi gereği davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı bankaca çek hesabı açılması esnasında ve çek defteri verilmeden önce arşiv araştırması ile ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılmadığı, şirketin moralite kapasitesi ve sermayesi hakkında yeterli veriye sahip olmadan ticari faaliyetine yeni başlayan şirkete çek karnesi verilmek suretiyle davacının zararının oluşmasına sebebiyet verildiği, davacının da basiretli bir tacir olarak keşideci hakkında yapması gereken araştırmayı yapmadan çeki kabul etmiş olması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu, davalı bankanın 7.589,74 TL tazminata mahkum edilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Bankanın özen borcuna aykırılıktan kaynaklanan 7.589,74-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 1.000 TL’sine dava tarihi olan 06.02.2013 tarihinden, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 10.11.2015 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili, belirsiz alacak davası şeklinde dava açmış, dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazminatın tahsilini talep etmiştir. Belirsiz alacak davasının düzenlendiği HMK’nın 107.maddesi “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda davacı dava değerini 1.000 TL’den 7.589.74 TL’ye çıkarmış, bu miktarın dava tarihi olan 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Buna göre, alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle, ıslahla artırılan miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7 maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. paragrafında yer alan ” bu miktarın 1.000 TL’sine dava tarihi olan 06.02.2013 tarihinden, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 10.11.2015 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “bu miktarın tamamına dava tarihi olan 06.02.2013 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 388,46 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.