YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3160
KARAR NO : 2017/5582
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2015 tarih ve 2015/1033-2015/1467 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin muhasebe ve insan kaynakları departmanına 16.09.2015 tarihinde düzenlenen siber saldırı nedeniyle muhasebe kayıtlarına erişimin engellendiğini, böylece 2007 yılından 31.12.2013 tarihine kadar olan tüm muhasebe kayıtlarının zayi olduğunu, davacı şirket yetkililerinin kaybolan programları kurtarmak için hackerlarla yaptığı pazarlıktan sonuç alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin … muhasebe programında yer alan 2007-31.12.2013 tarihleri arasındaki tüm muhasebe kayıtları ile işletme ile ilgili tüm tablo- döküman ve resmi daire evraklarının zayi olduğuna dair karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 16.09.2015 tarihinde defter ve belgelerinin zayi olduğunu öğrendiği halde 15 günlük hak düşürücü sürenin bitiminden sonra 06.10.2015 tarihinde dava açtığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, elektronik ortamda düzenlenen bir kısım ticari evrakın zayi olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, elektronik ortamda düzenlenen ticari belgelerin bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildiğini, müvekkilinin belgeleri kurtarmak için bilgisayar korsanları ile iletişime geçtiğini, dava açılana kadar da elektronik belgelerin kurtarılabilmesi için teknik müdahalelerde bulunulduğunu da ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nin 82/7. maddesinde 15 günlük hak düşürücü sürenin ziyaın öğrenildiği tarihte başlayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda hak düşürücü sürenin haklarında zayi kararı istenen belgelerin kurtarılması için yapılan çalışmalardan bir sonuç alınamayacağının, başka bir ifade ile ziyaın kesin olarak öğrenildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir. Davacının, belgelerin kurtarılması için ayrıca teknik müdahalelerde de bulunulduğunu ileri sürmesine ve davacının bu iddiasının aksinin de sübut bulmamasına göre süresinde açıldığının kabulü gereken davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.