YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3198
KARAR NO : 2017/5434
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/10/2015 tarih ve 2015/364-2015/432 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete 27/06/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, diğer davalıların genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ihtarname çekildiğini, çek bedellerinin ve çeklerin bankaya iade edilmediğini, borçluların elinde 17 adet çek yaprağı olduğunu, bankanın her bir çek yaprağı için sorumluluğu nazara alınarak toplamda 17.565,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla çek bedelinin faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmesine, davalılardan kefalet limiti dikkate alınarak tahsiline, davadan sonra bedelin tazmini halinde tahsil tarihine kadar % 72 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5’i oranında gider vergisinin müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, çek hesabından dolayı sorumluluğun sadece davalı şirkete ait olduğunu, diğer davalıların sorumluluğuna dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını, çek hesabına ilişkin sözleşmede davalı gerçek kişilerin imzalarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin asıl borçlu olduğu, davalı … ve …’nün müteselsil kefil olduğu, müteselsil kefaletin doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağı, kat ihtarına rağmen ödemenin yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 691,56 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, 17/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.