YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3231
KARAR NO : 2017/5473
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/10/2015 tarih ve 2014/13-2015/840 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı / birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 13.06.2012 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, protokolde komisyon oranı %25 olarak belirlendiğini, protokolün 31.12.2012 tarihinden davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, 23.01.2013 tarihli yeni protokolde komisyonun %20 olarak belirlendiğini ve üretim hedaflerinin yükseltildiğini, 28.11.2013 tarihinde de sözleşmenin feshedildiğini, müvekkil 2012 yılı peşin avanslarını kapattığını, müvekkilinin çalışmasının haksız olarak engellendiğini, aynı bölgede çalışan başka acentelerde hedef düşük tutulup komisyon oranları yüksek olduğunu, müvekkilin 2012 yılından 158.709,25 TL 2013 yılından 186.757,80 TL olmak üzere toplam komisyon alacağının 345.467,05 TL olduğunu, müvekkiline yapılan ödemeler düşülünce bakiye 58.988,00 TL komisyon alacağı kaldığını ileri sürerek 58.988,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme serbestisi içinde komisyon oranlarının belirlendiğini, dava tarihi itibariyle davacının komisyon alacağı bulunmadığını savunmuş, birleşen davada; davacı/birleşen davalı hakkında başlatılan icra takibne itirazın iptalini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki 30.05.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafça 28.11.2013 tarihli ihtarname ile feshedildiği, sözleşmesinin 26. maddesinin delil anlaşması niteliğinde olduğu ve davalı şirketin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olması konusunda anlaşmaya varıldığı, aynı sözleşmenin 22. maddesi gereğince tek yanlı fesih konusunda davalının haklı olduğu, davalının haksız fesih iddiasını ispatlayamadığı, davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının komisyon alacağının olmadığı ancak davalı/birleşen davada davacının davacı/birleşen davada davalıdan 66.045,51 TL asıl alacak ve 1.296,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.342.44 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile … 18. İcra Müdürlüğü 2014/5821 Esas sayılı davada esas alacağın ve işlemiş faiz toplamı 67.342.44 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte birleşen davada davalı …’den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı komisyon alacağı istemine, birleşen dava ise davalının alacakları için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış, acentelik sözleşmesinin 26. maddesi gereğince davalı/birleşen davada davacı … Bank A.Ş’nin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olacağı konusunda taraflar anlaşmış olduğundan yalnızca davalı/birleşen davada davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş, işbu bilirkişi raporuna itibar edilerek de asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz uygulaması ve 6100 sayılı HMK’nin 193/2. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Bir başka deyişle, delil sözleşmesinin varlığı davacı/birleşen davada davalı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Bu durumda, davacı/birleşen davada davalının delilleri arasında gösterdiği kendi ticari defter ve kayıtları da incelenip karşı tarafın defter kayıtlarıyla karşılaştırılması ve asıl ve birleşen davadaki iddiaların bundan sonra değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca davalı/birleşen davada davacı olan … Bank A.Ş’nin kayıtlarına itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı/birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı/birleşen davada davalı … yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.