YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3283
KARAR NO : 2017/5744
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2015 tarih ve 2015/163-2015/538 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili davalının 04/08/1998 düzenleme, 30/03/2005 vade tarihli 87.000 DM bedelli senetle müvekkiline borçlu olduğunu, 13/03/2015 tarihinde borçlu hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün 2015/2835 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı …’e hiç bir borcunun olmadığını, 3 yıllık ve ayrıca 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının takip konusu senedi yasal olmayan yollardan ele geçirdiğini savunarak davanın reddi ile %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiş vekilide müvekkilinin senedi kefil olarak imzaladığını, bu nedenle öncelikle asıl borçluya gidilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı, senedin bono vasfında bulunmadığı, davalı kefil yönünden senedin düzenlenme tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nun avale ilişkin hükümleri değil mülga 818 sayılı BK’nun 486 maddesi hükümlerine göre çözümlenmesinin gerektiği ve maddenin “adi kefaletten, kefilin borç ile muhatap olması ancak kefalet akdinden sonra asıl borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye’de takibat icrasının imkansız hale gelmesi ile meşruttur.” hükmü karşısında davacının davalı hakkında dava açmak için yasadaki şartların gerçekleştiğini iddia ve ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.