YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3383
KARAR NO : 2017/5688
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2015 tarih ve 2015/634-2015/1060 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilleri ile davalılar arasında “şirket harici devir ön sözleşmesi” imzalandığını, müvekkillerinin sözleşme ile yüklenmiş oldukları edimleri yerine getirmelerine rağmen davalıların edimlerini ifa etmediklerini, taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı olmakla birlikte sözleşme ile belirlenen hakemlerin tarafsız olmadıklarını ileri sürerek sözleşmeden doğan alacakların ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tarafların arasındaki sözleşmede doğmuş ve doğacak olan sorunların hakem tayini ile çözüleceği hükmünün bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu sözleşmeye dayalı uyuşmazlıkların çözümünün tahkim yolu ile yapılacağının taraflarca kararlaştırılmış olduğu, davacılar vekilinin hakemlerin tarafsız olmadıklarını ileri sürmüş olmasının tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olması sonucunu doğurmadığı, uyuşmazlığın öncelikle tahkim yolu ile çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- HMK m. 408 uyarınca, tahkim iradesi tahkim sözleşmesinin kurucu unsuru olup, tahkim iradesinin bulunmadığı uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunu kabul edebilmek mümkün değildir. Dairemizin yerleşik uygulamalarında da “tahkim iradesinin mutlak ve kesin olması ve hiçbir duraksamaya yer vermemesi” gerektiği, özellikle tahkim şartından sonra bazı ihtilafların çözümü hakkında mahkemelerin yetkisi konusunda anlaşma yapılması, tahkim iradesinin mutlak ve kesin olmadığı şeklinde yorumlanmaktadır. (11 HD. 15.02.2011 T. 2009/3257-2011/1675)
Dosyada bulunan Sözleşme metninde “Hukuki Sorun” başlıklı bölümde “Taraflar arasında bu sözleşme ile doğmuş ve doğacak olan sorunlarda taraflar HMK uyarınca Hakem tayini ile sorunu çözmeyi kabul ve beyan etmişlerdir. Hakem olarak … isimli kişiler oybirliğiyle hakem tayin edilmişlerdir. Hakem ile çözülemediği hususlarda ve hakem kararlarının uygulanması için taraflar yetkili yer yargı çevresini … olarak tayin etmişlerdir” şeklindeki düzenlemede, taraflar bazı ihtilafların hakem yoluyla çözülmesi konusunda anlaşmaya varmış iseler de, “… hakem ile çözülemediği hususlarda …” denilmek suretiyle, bazı hususların hakem tarafından çözülemeyeceğini kabul etmeleri nedeniyle taraflar arasında tahkim iradesi konusunda tereddüt bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece tahkim ilk itirazının reddine karar verilmesi ve işin esasına girilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
2- Öte yandan kabule göre de, dava dilekçesi davalılardan …’na 26.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalılar vekili bu kişi adına da 02.09.2015 tarihinde davaya cevap vermiş ve tahkim ilk itirazında bulunmuştur. HMK m. 116 uyarınca “tahkim” ilk itirazlar arasında sayılmıştır. HMK m. 117 uyarınca, ilk itirazların mutlaka cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Daha sonra sunulan tahkim ilk itirazının dinlenilmesi imkanı bulunmamaktadır. Davaya cevap dilekçesi verme süresi ise HMK m. 127 de dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta olarak öngörülmüştür. Söz konusu süre hak düşürücü süre olup re’sen dikkate alınması ve en azından bu davalı yönünden davaya devam edilerek işin esasına girilmesi gerekirken, tüm davalılar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi de isabetli görülmediğinden kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 24/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.