Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3517 E. 2017/6423 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3517
KARAR NO : 2017/6423
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/12/2015 tarih ve 2015/535-2015/685 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili banka ile devren birleşen … Bankası T.A.Ş müşterisi olduğunu, 20.02.2001 ile 14.03.2001 tarihleri arasında … işlemleri yaptırdığını ve fahiş oranlarda faiz geliri aldığını, … Bankasına el konulduktan sonra İMKB ortalaması ile müşterilere verilen faizler arasındaki fahiş farkların ödenmediğini, davacı hesabındaki faiz uygulaması yönünden yapılan hesaplamaya göre aradaki farkın 2.116.272,36 TL olmasına rağmen davalının hesabında bulunan bakiye 164.341,09 TL’nin kesilebildiğini, kalan 1.951.931,26 TL’nin davalıya ödenmiş olması nedeniyle kesilemediğini, davalıya verilmiş bulunan fahiş orandaki faiz nedeniyle müvekkili bankanın halen devam eden 1.951.931,26 TL’yi geri alım hakkı bulunduğunu ileri sürerek banka alacağının 16.03.2001 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ve diğer yasal ferileri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle davanın hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçmesi nedeniyle reddi gerektiğini, bankanın ödediği faiz bakımından gabin iddiasının kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki gabin iddiasına dayalı davanın akdin kurulması tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerektiğini, BK’nin 66. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme durumundan da sözedilemeyeceğini, kaldı ki sebepsiz zenginleşmeye dayalı zamanaşımı süresinin de geçmiş olduğunu, ifa edilen faiz tutarı bakımından huzurdaki davanın reddi gerektiğini, ifa edilen kısmın geri istenmesinin MK’nin 2. maddesine de aykırı olduğunu, zira bankanın bu talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, aynı tarihlerde başka bankalarında yüksek faiz verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesi gereğince fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi 20 yıl ise de dava konusu alacak, 5411 sayılı Kanunun 132. maddesi uyarınca fona devredilmediğinden aynı Yasa’nın 141. maddesi hükmü uyarınca 20 yıllık zamanaşımı süresinin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanmasının mümkün olmadığı, davanın alacağın istenebilir hale geldiği 16.03.2001 tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 818 sayılı BK’nin 21. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin hakdüşürücü süre olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.