YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3522
KARAR NO : 2017/5755
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2015 tarih ve 2013/480-2015/1052 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 29.06.2012 tarihli 2011 yılı olağan genel kurul toplantısının kanun, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, davalı şirketin 2011 yılı faaliyet raporunun yıl içerisindeki gerçek faaliyetleri izah etmekten uzak nitelikte olduğu, davalı şirket yönetim kurulunda 2009-2010 yıllarında ibra olmamış bir önceki yönetim kuruluna mensup kişilerinde bulunduğu, sermaye taahhüt borcunu ifa etmeyen ortaklara ilişkin hiçbir bilgi ve beyanın verilmediği, gündemin 6. maddesindeki ibraya ilişkin kararın TTK374/2. maddesine aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinden … ve …’nun genel kurulun 6. maddesi oylamasında oy kullandıklarını, 7.maddesindeki kar dağıtımına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin uzun süredir hiçbir faaliyetinin bulunmadığı, yüksek miktarlarda nakit birikimine sahip olduğu ve bu birikimin atıl durumda kaldığını, 2011 ve önceki yıllar karlarının da dağıtılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin 29.06.2012 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun ve bu genel kurulda tesis edilmiş olan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın kötü niyetli olarak şirketin çalışmasını engellemek amacıyla açıldığı, her bir yönetim kurulu üyesinin bilançonun okunup müzakeresi ve ibrasında oy kullanma hakkına sahip olduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları, ortakların acil ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için 2011 yılı karının dağıtılmasına karar verildiği, geçmiş dönem karlarının ise iş yapma sermayesi olarak tutulmasına karar verildiği, bunun davacı dışındaki tüm ortakların talebi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurulda görüşülen gündem maddelerinin bir kısmında aslında alınan bir karar olmadığı, 3,4,8 ve 9 nolu gündemlere ilişkin kararların bu nitelikte olduğu, bu maddelere ilişkin somut bir iptal nedeni ileri sürülmediği, bu gündem maddelerinin iptaline ilişkin davacının talebinin kabul görmediği, genel kurulda alınan 6 nolu kararın yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin ibrasına yönelik olduğu, sadece yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan kararın iptalinin istendiği, oydan yoksunluk halinin olduğu, toplam karar nisabının 16.468 olduğu davacının 11.766 oya sahip olup her oylamada olumsuz oy kullandığı, yönetim kurulunun oy nisabına göre ibra edilmemiş olduğu, 7 nolu kararın 2011 yılı karının dağıtılmasına ilişkin olduğu, davalı şirketin kar tutarının yaklaşık %36’sının dağıtılması yönünde karar alındığı, davalı şirketin incelenen dönemde herhangi bir ticari faaliyet yürütmediği, gelirlerinin faiz, kambiyo ve kira gelirlerinden kaynaklandığı, davalı şirketin ayrıca 1.364.000,00 TL net çalışma sermayesine sahip olduğunun tespit edildiği, bu duruma göre şirketin sahip olduğu sermayesinin çok büyük kısmına da gerçekte ihtiyacı olmadığı, düşük kar payı dağıtılmasına ilişkin kararın iyi niyet kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 2011 yılına ait 29/06/2012 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın münhasıran yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kısmı ile 7 nolu kar dağıtımına ilişkin kararların iptaline, davacının diğer taleplerinin koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/10/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Dava, davalı anonim şirketin 2011 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, anılan genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ve kar dağıtımına ilişkin kararların iptaline, sair istemin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin iptal istemini kabul etmesi usul ve yasaya uygun olup bu yönde Daire çoğunluğu ile aynı görüşteyim.
Ancak, 2011 yılı net dönem karının bir kısmının dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı bulunarak iptali cihetine gidilmiş olması, kanımca, yerinde olmamıştır. Şöyle ki, davalı anonim şirket halka açık bir şirket olmayıp kar dağıtımı konusunda bu şirketler bakımından öngörülmüş kısıtlamalara tabi değildir. Bu durumda, şirketin genel kurulunun, kanun ve sözleşme hükümleri uyarınca gerekli ayırmaları yaptıktan sonra, kalan şirket kazancı üzerinde tümüyle tasarruf hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir. Genel kurul net dönem karının tamamının dağıtılmasına karar verebileceği gibi somut olayda olduğu gibi karın bir bölümünün dağıtılmasına, kanun ve anasözleşmede yer almamış olsa da başkaca yedek akçe ve ayırımlar yapılmasına karar verebilir (TTK. Md. 469/3). Nitekim, dosya kapsamı uyarınca, davalı şirketin %55 oranında hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi amacıyla, işbu davanın davacısı tarafından dava açıldığı ve şirketin işbu taşınmazın ahara satılmasının önüne geçebilmek bakımından nakde ihtiyacı olduğu, geçmiş dönemlere ilişkin birikmiş yedek akçelerin cüz’i miktarda bulunması nedeniyle, 2011 yılına ilişkin net dönem karının %36’lık bir bölümünün dağıtılması cihetine gidildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda davalı şirketin yeterli likiditeye sahip olduğu belirtilmekte ise de, dağıtılmayan net dönem karı ve serbest likidite tutarının toplamının, davalı yanca sunulan değerlendirme raporlarında belirtilen taşınmaz değerine yakın bir rakam oluşu gözetildiğinde, bu hususun iptal isteminin gerekçesi olarak ortaya konulması yerinde olmadığı gibi davalı yan vekilinin benimsenen rapora yönelik ciddi itirazları karşılanmamış, raporlar arasındaki çelişki giderilmemiştir.
Bu nedenle, davalı şirketin genel kurulunda alınan 7 nolu kararın afaki iyiniyet kurallarına aykırı bulunarak iptali cihetine gidilmesi yerinde olmadığı gibi karar eksik incelemeye dayalı olmakla davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle hükmün bozulması kanısında olduğumdan Daire çoğunluğunun kararın bütünüyle onanması kararına katılamıyorum.