Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3581 E. 2017/6003 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3581
KARAR NO : 2017/6003
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2015 tarih ve 2014/542-2015/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “… yönetimi” ibaresini marka olarak tescili başvurusuna davalı şirketin “…-… …” … şekil” ibareli tescilli markasını mesnet göstererek itiraz ettiğini, itirazın kısmen kabul edildiğini, müvekkilinin karara itiraz ettiğini, itirazın da YİDK kararıyla reddedildiğini, taraf markalarının benzer olmadığını, müvekkilin çok sayıda … ibareli markası bulunduğunu, bu markalar nedeniyle kazanılmış hakkı bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma olasılığı olmadığını, tüketici kitlesinin farklı olduğunu, belirterek YİDK kararının iptalini istemiştir.
Davalı TPE vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “… şekil+…”, markasının “35,36,39 ve 42” sınıflarda kayıtlı hizmetler için “…-… “…” … şekil” ibareli markaların adına tescil edildiğini, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin kesin olduğunu, mal ve hizmetlerin benzer olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesinde belirtilen iltibasın bulunduğu, YİDK kararının yerinde olduğu, kazanılmış hak iddiası açısından ise; başvuru markası ile davacının önceden tescilli (…) ibareli markası birebir aynı olmadığından davacı yönünden kazanılmış hak oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı itirazında tescilli “…” ibareli markasından kaynaklanan kazanılmış hakkı bulunduğunu ileri sürmüştür. Dosyada mevcut davacı adına tescilli 2012-07173 sayılı marka 35. sınıf hizmetleri de kapsamaktadır. Dairemizin yerleşik kararları itibariyle birbirine benzer mükerrer markaların varlığı halinde taraflardan birisinin önceki tarihte tescilli markasının serisi niteliğinde yeni bir marka tescil başvurusunda bulunması halinde, sonraki markanın mükerrer marka sahibinin markasına yaklaşma, karıştırılmaya yol açılması veya ondan haksız yararlanma niteliğine sahip bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, davacının 2012-07173 sayılı “…” ibareli 35. sınıfı da kapsayan markasının uyuşmazlık konusu “… yönetimi” markası ile “birebir aynı” olmadığından bahisle müktesep hakkın bulunmadığı görüşü benimsenmiştir. Ancak az önce de açıklandığı üzere seri marka vasfının tespiti için bir işletme sahibinin önceki tescilli markasındaki asli unsurun değiştirilmeksizin yanına bir takım tali unsurlarda eklenmek suretiyle yeni bir seri marka başvurusu yapması halinde başvurunun reddi mümkün bulunmamaktadır. Bu bakımdan, somut uyuşmazlıkta davacı marka başvurusunun “… yönetimi” ibaresinin önceki tescilli “…” markasının devamı niteliğinde olduğu ve itiraz eden davalıya ait “…-…+şekil” markasından haksız yararlanma sağlayacak nitelikte bir işaret olmadığı da gözetilerek başvuru kapsamındaki 35. sınıf yönünden kazanılmış hakkın varlığı değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde 35. sınıf hizmetler bakımından da davanın reddi doğru görülmemiş hükmün temyiz eden davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.