Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3587 E. 2017/5916 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3587
KARAR NO : 2017/5916
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2015 tarih ve 2014/489-2015/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin gıda sektörünün öncü firmalarından olduğunu, bünyesinde binlerce markayı barındırdığını, bunlar arasında DİDO esas veya münhasır unsurlu markaların bulunduğunu, DİDO markasının tanınmış marka olarak özel koruma altında olduğunu, davalı şirketin DİNO esas unsurlu markanın tescil başvurusuna yaptıkları itirazın reddedildiğini, markaların birbirine ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, sınıflarının da aynı olduğunu ileri sürerek davalının marka başvurusu tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; TPE YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili; davacı markaları ile müvekkilinin markalarının benzemediğini, söz konusu markaların yürütüldüğü faaliyet alanlarına bakıldığında davacının iltibas ve haksız rekabet iddiasında bulunduğu “Dido” markası altında yürütülen faaliyetlerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu açıdan başvuru markasıyla davacının markaları arasında benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas oluşmadığı, davalı başvurusunun davacının markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya davacının markasının ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.