YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3594
KARAR NO : 2017/5991
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/12/2015 tarih ve 2014/116-2015/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava ve ıslah dilekçesi ile müvekkili meslek birliğinin temsilcisi olduğu “… … A.Ş’nin mali hak sahibi olduğu sanatçı …’ya ait “…” isimli müzik eserinin davalı şirkete ait mağazada hak sahibinin izini olmaksızın radyo üzerinden alınan yayınla mağaza içerisinde umuma dinletildiğini, böylelikle müvekkilinin umuma iletim hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, davalının tecavüzünün tespitine ve ref’ine, ortadan kaldırılmasına, FSEK 68. md. hükmünce hesap edilecek maddi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, eserin dava dışı … … firmasına ait olduğu ve bu şirketin “…i” ile fonogram yapımcısı olarak …’de kayıtlı olan hakkını … … firmasına devrettiği, … … Firmasının da 07/01/2005 tarihli lisans sözleşmesi ile hak takip yetkisini davacı … devrettiği, davalı taraf ile davacı arasında dava konusu eserin umuma iletimi konusunda bir lisans sözleşmesi yapılmadığı, davalı işyerinde davacının takip yetkisinde olan “…” adlı müzik eserinin umuma iletiminin davacının FSEK’den kaynaklı mali haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında davalı tarafın işyerinde davacı meslek birliğinin hak sahibi olduğu müzik eserinin yayınını yaptığının tespitine, FSEK 66. maddesine göre … hak sahibi olduğu müzik eserlerinin davalı işyerinde yayınının durdurulmasına ve yasaklanmasına, FSEK 68. maddesine göre bilirkişi raporunda tespit edilen 3 kat tazminat 3.313 TL olarak tespit edildiğinden ıslah dilekçesi kapsamında 23/12/2005 tarihinden itibaren yürütülecek ticari (reeskont) faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 197,11 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/11/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Mahkemece davacının eser üzerinde sahip olduğu mali haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı Kanun’un 68. maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; Kanun’un 68. maddesinin 1. fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirleme yetkisine sahiptir. 6098 sayılı TBK 51 maddesi de bu yetkiyi desteklemekte olup, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesi isabetsizdir Anayasa Mahkemesi’nin konu ile ilgili 28.2.2013 gün 2012/133 Esas 2013/33 sayılı kararının gerekçesinde yer verilen -maddedeki “üç katı” ibaresi ile- “hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirildiği, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermediği, bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağının açık olduğu ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de muhalefet görüşü doğrultusunda bulunduğu ve hükmün bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.