Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3606 E. 2017/5841 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3606
KARAR NO : 2017/5841
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ : … (KAPATILAN) 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2015 tarih ve 2012/196-2015/271 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin distribütörü ile davalı arasında imzalanan yetkili servis ve satıcılık sözleşmesinin feshedildiğini, buna rağmen davalının tabela va sair tanıtım unsurlarında “HYUNDAI” markasını kullanmaya devam ettiğini, bu hususta mahkeme kanalıyla delil tespiti yapıldığını, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini, 556 sayılı KHK’nin 66/b maddesi uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi, 1.000 TL manevi ve 1.000 TL itibar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 07.07.2015 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 23.372,99 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunduklarını, feshin geçersizliğine ve zararın tazminine ilişkin davaların derdest olduğunu, bu davaların beklenmesinin gerektiğini, müvekkilinin tüm HYUNDAI tabelalarını kaldırdığını, her türlü kullanımının 556 sayılı KHK’nin 12. maddesi kapsamında dürüst kullanım mahiyeti taşıdığını, bağımsız servis olarak çalışan müvekkilinin hangi araçlara hizmet vereceğini belli edebileceğini savunarak davanın reddini istemiş, ıslahla artırılan tutara karşı zamanaşımı definde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ceza soruşturmasında davalının işyerinde yapılan arama üzerine düzenlenen tutanakta davacı markasına ait emtiaların duvarlardan söküldüğünün, ancak binanın 3. katında led olarak yapılmış Hyundai markasını taşıyan büyük bir tabelanın bulunduğunun tespit edildiği, davalı şirket yetkilisine marka hakkına tecavüz suçundan verilen hapis ve adli para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sözleşmenin feshine ilişkin ihbarnamenin tebliğinin üzerinden 3 ay gibi bir süre geçtiği halde davalının, davacı markasını tabelalarında kullanmaya devam ettiği, bunun dürüst kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının HYUNDAI ibareli markasına davalının tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve refine, 23.372,99 TL maddi, takdiren 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, itibar tazminatı talebinin reddine, karar kesinleştiğinde özetin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının yetkili servis sözleşmesinin feshinden sonra da davacı markasını taşıyan araçlara özel servis hizmeti verileceğinin belirtileceği tanıtıcı işaretlere yönelik ileride gerçekleştirebileceği kullanımının 556 sayılı KHK’nin 12. maddesi kapsamında ayrıca değerlendirilebileceğinin tabii olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı, maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK’nin 66/b bendi uyarınca markayı kullanmak yoluyla elde edilen gelire göre hesaplanmasını istemiştir. Davalı, başka markayı taşıyan araçlara da hizmet verdiğini, bu araçlardan da gelir elde ettiğini savunmuştur. Bu durumda, davalının ancak fesih tarihi olan 30.04.2012 tarihinden dava tarihine kadar davacının yetkili servisi unvanıyla yaptığı servis hizmetinden elde ettiği net gelirin hesaplanarak davacının isteyebileceği tazminat tutarının belirlenmesi gerekirken davalının aynı tarihler arasındaki tüm gelirinin davalıdan tahsiline karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.