YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3711
KARAR NO : 2017/5650
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2015 tarih ve 2014/1296-2015/878 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, SGK Başkanlığı’ndan 2200511214 tahsis numarasıyla aylık almakta iken 18/10/1999 tarihinde vefat ettiği anlaşılan …’in vefatını takiben 24/10/1999-23/01/2006 döneminde 19.946,93 TL’nin haksız olarak çekildiğini, müvekkili kurum ile Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü arasında 15/12/2000 tarihinde imzalanan protokol uyarınca; “ATM kartlarının 1 yılla sınırlandırılacağı ve bir yıl sonunda gelir ve aylık sahibinin bizzat banka şubesine giderek yaşadığının tespiti ile buna ilişkin yazılı beyanda bulunarak ATM kartının süresini bir yıl daha uzatabileceğine karar verilmesi gerektiği” taahhüt edilmesine rağmen davalı bankanın… Şubesinin bu prosedürü yerine getirmeyerek 24/12/2005 tarihine kadar aynı ATM kartı ile ATM cihazlarından kişi veya kişilere toplam 19.646,43 TL yersiz ödeyerek müvekkili kurumu zarara uğrattığını ileri sürerek, 19.946,93 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının vefatı davacı tarafından müvekkili bankaya bildirilmediğinden dava konusu olayda bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sigortalının yaşayıp yaşamadığının tespit etme görevinin davacı kuruma ait olduğunu, 15/12/2000 tarihinde imzalanan protokolün 4.13 maddesi gereğince, müvekkili bankaca Aralık 2005’te, 2004 yılında vergi iade zarfı vermeyen ve yaş itibariyle vefat etmesi muhtemel emekliler ile ilgili bir çalışma yapılarak bu kişilerin yaşayıp yaşamadıklarının tespiti için hesaplarına bloke konulduğunu, konunun bir tebliğ ile şubelere duyurulduğunu, kişilerin bizzat şubeye başvurmalarının sağlanarak yaşadıklarının tespiti halinde hesap blokesinin kaldırılmasının istendiğini, bu uygulama üzerine SSK Başkanlığının 27/12/2005 tarih 5328 sayılı yazısı ile kişilerin hayatta olup olmadıklarının kurumun kendisince tespit edilebildiği belirtilerek hesaplara konulan tüm blokelerin kaldırılmasının istendiğini, bunun üzerine blokelerin tamamının 28/12/2005 tarihinde kaldırıldığını, davacı kurumun da somut olayda en azından müterafik kusurunun bulunduğunu,…’in hesabına ölüm tarihinden itibaren belirli bir dönem davacı kurumca gönderilmeye devam edilen meblağın müvekkili bankadan değil … mirasçılarından talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının emekli maaş ödemelerinin çekilmesini sağlamaya yönelik hesap sahibi …r’e ATM Kartı (Banka kartı) vermiş olmasının protokoller ile gerçek hak sahibine ödeme yapma konusunda yüklendiği yükümlülükten kurtulması sonucunu doğurmayacağı yine, davacı kurum nezdinde kurum emeklilerinin kimlik ve nüfus bilgilerinin bulunduğu, kurumun İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile temasa geçerek en azından Nüfus İl Müdürlükleri’nden belirli aralıklarla o il nüfusuna kayıtlı emeklilerin sağ olup olmadıklarının tespitini istemesinin mümkün olduğu, emekli ödemeleri konusunda güvenlik sistemi kurmanın da davacı kurumun görevlerinden olduğu, bu görevin ödeme protokolü ile bankalara devredilmesinin de mümkün bulunmadığı, işbu nedenle her iki tarafın da zararın meydana gelmesinde % 50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 9.973,47 TL’nin 10/07/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 24/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.