YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4147
KARAR NO : 2017/6075
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/06/2015 tarih ve 2012/21-2015/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ve birleşen davada davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili; müvekkili şirketin her türlü inşaat kimyasalları üretiminde piyasada önemli bir yere sahip olduğunu, müvekkilinin “…” ve “…” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, 2008 ve 2009’da Kültür ve Turizm Bakanlığına kayıt/tescil ettirilen “…” adlı eserlerin ve “…” ibaresini içeren alan adlarının da sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2010/10160 sayılı “KYK …” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddine karar verildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruda ve müvekkili markalarında asıl ve ayırt edici unsurun “…” ibaresi olduğunu, bu ibarenin müvekkili tarafından eser ve alan adı olarak ve markasal yoğun kullanımla tanıtıldığını, ayrıca davalının kötüniyetli olduğunu, bu nedenle davaya konu itirazın kısmen reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili; müvekkili tarafından 2010/10160 “KYK …” ibareli marka başvurunda bulunulduğunu, markanın ilanı üzerine davalının Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunduğunu, itirazın reddine karar verildiğini,
bu karara karşı itirazın ise YİDK tarafından kısmen kabul edilerek müvekkilinin başvurusundan bazı mal/hizmet sınıflarının çıkarıldığını, oysa “…” ibaresinin genel kullanıma sahip olduğunu ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, müvekkili başvuru ile davalı markalarının benzemediğini ileri sürerek YİDK’nın davalı itirazının kısmen kabulü ve başvurudan bir kısım mal/hizmetlerin çıkartılmasına ilişkin bölümü yönünden YİDK kararının kısmen iptaline ve bu karara konu olan “… …” markasının sicile tescil talebinin kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davanın ise reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı … vekili; YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; itiraza dayanak markalar ve başvuruda ortak unsur olarak yer alan “…” ibaresinin dilimizde …lar tarafından kurulan ve …ların kabul edildiği kulüp anlamına geldiği ve yüksek düzeyde ayırt ediciliğe sahip olmadığı, taraflara ait marka ve işaretlerde yer alan “…” ve “…” ilavelerinin işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle yeterince faklılaştırdığı ve karıştırma, ilişkilendirme, bağlantı kurulma ihtimallerini ortadan kaldırdığı, muterizin inşaat sektöründe ürün ve ürün kullanımını tanıtım amacıyla yaptığı eğitim faaliyetlerine ilişkin bir dizi uygulama ve iş idaresi yöntemlerini içeren projelerin FSEK kapsamında eser sayılsa dahi; eser adları tek başına FSEK kapsamında ve eser bağlamında korunamayacağı gibi FSEK 83.madde anlamında “… Kulubü” ibaresini yaygın bir şekilde ve tanımlayıcı olarak kullandığı; bu nedenle ayırt edici bir vasfının olmadığı; KHK 8/3 ve TTK’nin haksız rekabet FSEK’in 83.md. anlamında da asıl davada davacıya bir hak sağlamayacağı, dolayısıyla KHK 8/1-b, 8/3, 8/4, 8/5 (telif hakları) hükümleri anlamında tescil engelinin bulunmadığı gibi başvurunun kötü niyetli olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ve birleşen davada davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ve birleşen davada davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ve birleşen davada davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davalı TPE’den alınmasına,aşağıda yazılı bakiye 33,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınmasına, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.