YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4239
KARAR NO : 2017/6603
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/06/2015 tarih ve 2013/396-2015/649 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin …’da 1967 yılından beri turizm sektöründe faaliyette bulunduğunu, 46 yılı aşkın zamandır “… Hotel” markası ile hizmet sunduğunu, müvekkiline ait ”… Hotel” markasının tescilli olduğunu, davalının kötüniyetli olarak ”…” markasını 2011yılında tescil ettirdiğini, markaların birebir aynı hizmetler bakımından tescilli ve ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte olduğunu, iltibas oluştuğunu, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, markaların benzer olmadığını, davacı iddialarının dayanakta yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markaları arasında ön plana çıkan hususun “… Hotel” ve “… … …” ibareleri olduğu, davalının “…” ve “…” kelimelerini ekleyerek tek başına ”…” kelimesinden uzaklaştığı ve bir bütün olarak markaya ayırt edicilik kattığı, her iki markanın otelcilik hizmetlerinde kullanıldığı, ”…” ibaresinin kelime anlamı itibariyle fiziksel anlamdaki bir alanın geniş açıyla herhangi bir görünümünü ifade ettiği, yabancı bir kelime olmayıp ilk defa davacı firma tarafından bulunmuş ya da anlam ifade etmeyen bir kelime olmadığı, markalar arasında oluşmuş olan görsel ve işitsel farklılık, tüketici kitlesinin bilinçli olması ve marka bütün olarak değerlendirildiğinde “… Hotel” ve “…” ibarelerinin aralarında karıştırılma ihtimaline yol açar nitelikte bin benzerlik olmadığı, davacının 1967 yılında aldığı Turizm İşletme Belgesi dışında belge sunamadığından gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı, davalı şirketin kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davalının tescilli markasını hukuka uygun olarak kullandığından haksız rekabet koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine göre, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescilli marka sahibinin itirazı halinde sonraki tarihli başvuru reddedilir. Bu husus aynı KHK’nin 42/1-b uyarınca marka hükümsüzlük nedenidir. Davacı markası ” … Hotel … …+ Şekil” ibaresinden oluşmasına karşın davalı markasının ”…” kelimesinden oluşmaktadır. Davacı markasının esaslı unsuru ”…” ibaresinden oluştuğu gibi dava konusu marka başvurusu da ”…” kelimesinden türetme marka vasfında olması nedeniyle markaların kapsadığı 43. sınıf hizmetler bakımından 556 sayılı KHK’nin 8/1-b anlamda karışıklığa yol açacağı gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.