YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4300
KARAR NO : 2017/6161
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2014/455-2015/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2013 04492 sayılı tasarım tescil başvurusuna yapılan itirazın reddedildiğini oysa, tasarımların müvekkilinin 2011 62924 no’lu markası ile 2010 01534 sayı ve 2, 3 ve 4 sıra numaralı tasarımları ile aynılık derecesinde benzer olduğunu, tüketici kitlesinin çocuklardan oluştuğu dikkate alındığında karışıklığa sebebiyet verdiğini, davaya konu tasarımlar üzerinde yer alan “…” ibaresinin bir yenilik içermediğini ileri sürerek, TPE YİDK’in 01.07.2014 tarih ve 2014/T-432 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının 2010 01534 sayılı tasarım tescili hakkında açılan hükümsüzlük davasına sunulan bilirkişi raporunda tasarımların yeni olmadığının belirtildiğini, benzer olduğu iddia edilen markalar ile 2010 01534 sayı ve 2, 3 ve 4 sıra numaralı tasarımların müvekkiline ait tasarımlar ile benzer olmadığını, külahta çikolata ürün projesi yeni olmayıp, yıllardan beri bir çok şirket tarafından kamuya sunulduğunu ve ihraç edildiğini, her iki tarafa ait ürün görselleri incelendiğinde gerek kullanılan ibarenin gerekse de ambalajın net bir şekilde ortalama tüketicinin ayıracağı kadar farklı olduğunu, tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsinin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2013 04492/1 ve 2 sıra sayılı tasarımının, davacının 2011/62924 sayılı marka tesciline konu olan “…+şekil” ibareli ambalaj deseni karşısında 554 s. KHK’nin aradığı yenilik ve ayırt edicilik koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE YİDK’in 2014-T-432 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2013/04492/1-2 sıra no’lu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı tasarım başvurusuna itirazın reddine dair TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 554 sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşuluna haiz olması zorunludur. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip bulunması gerekmektedir. 554 sayılı KHK’nın 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK’nin 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunuda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, 554 sayılı KHK’nin 11. maddesine göre, “Bir tasarımın koruma kapsamı belirlenirken buna, 7 nci maddeye uygun olarak o tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimle bariz bir benzerlik gösteren bütün tasarımlar dikkate alınır. Koruma kapsamının belirlenmesinde, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özelliklerine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarlama açısından seçenek özgürlüğüne sahip olduğu dikkate alınır.” Bu bakımdan, kıyaslanan tasarımların nelerden ibaret olduğu, aynı KHK’nin 7. maddesine uygun olarak bu tasarımların bilgilenmiş kullanıcısı üzerinde yarattığı genel izlenim bakımından farklılıklarından çok ortak özeliklerine ağırlık verilip verilmediği ve seçenek özgürlüğü gibi hususlar dikkate alınarak, aralarında tasarım uzmanın da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, kıyaslanan tasarımlar bakımından 554 sayılı KHK’nin 7. ve 11. maddeleri kapsamında bir değerlendirme içermeyen ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan kıyaslamada 1 no’lu tasarım yönünden bir benzerliğin bulunmadığı belirtilmesine rağmen raporun sonuç kısmında dava konusu 1 ve 2 no’lu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı yönünde görüş açıklanması karşısında mahkemece bu çelişki giderilmeksizin 1 no’lu tasarım yönünden de hükümsüzlük kararı verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.