YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4910
KARAR NO : 2017/6614
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/02/2016 tarih ve 2015/450-2016/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların … Tic. Ltd. Şti’nin ortağı olduklarını, şirketin kesinleşen vergi borcunu ödeyemediğini, müvekkilinin sermaye payı oranında vergi borcunu ödediğini, davacının şirketten satın aldığı araçlardan dolayı müvekkili ile şirket aleyhine Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’nca tasarrufun iptali davası açıldığını, müvekkilinin menkul, gayrimenkul malları ile tüm bankalardaki mevduatlarına şirket borcundan dolayı haciz konulduğunu; bunun üzerine davacının şirketin tüm vergi borçlarını ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, davalının şirketteki %30 hissesi oranına tekabül eden 25.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesi gereğince şirket ortağı sıfatıyla sorumluluk halinin asıl vergi borçlusundan tahsilat imkansızlığına bağlandığını ve ortaklık payı ile sınırlı tutulduğunu, ödeme sonucu amme alacağı ifa edilmiş olduğundan açılan tasarrufun iptali davasının konusuz kaldığını, iptali istenen tasarruflar sonucunda davacı tarafın mal varlığına giren şirkete ait mal varlıklarının da davacı mülkiyetinde kaldığını, davacı tarafından yapılan ödemenin şirket ortağı sıfatıyla yapılmadığını, böyle bir yükümlülüğün de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, tüm dosya kapsamına göre, davacının şirketten satın aldığı araçlardan dolayı Maliye Bakanlığı’nca aleyhine açılan tasarrufun iptali davası görülürken malları üzerine haciz konulduğundan şirketin tahakkuk eden vergi borcunu ödediği; yani vergi borcu şirketten istenip sonuçsuz kalmadan yine kendisi aleyhine icra takibi yapılmadan, davacı tarafından ilgili vergi dairesine ödeme yapıldığı, 6183 sayılı Kanun’un 35.maddesine göre limited şirketin mal varlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebileceği, anılan yasa hükmü gereği vergi borcundan asıl sorumlu şirket olup, davacının ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya rücu edebileceği, rücu koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.