Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/5136 E. 2017/4389 K. 14.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5136
KARAR NO : 2017/4389
KARAR TARİHİ : 14.09.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/02/2016 tarih ve 2013/433-2016/135 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/09/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin 17/06/2013 tarihli genel kurul toplantısından haberdar edilmediklerini, toplantıda yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını ve nisabın bu şekilde sağlandığını ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıların şirkete bildirdikleri adrese iadeli taahhütlü tebligat gönderildiğini ancak davacıların adreste bulunmadıklarını, ticaret sicil gazetesinde gerekli ilanın yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası için gerekli nisabın sağlandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir
Mahkemece, genel kurul hazirun listesindeki davacı adreslerinde bina ve daire numaraları yer almasına rağmen, tebligatta bu bilginin yer almadığı, eksik adresin tebliğ/tebellüğe elverişli olmadığı, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin genel kurula katılanların % 18,75 oranındaki oyu ile ibra edildikleri, 6102 Sayılı Yasa’nın 418.maddesinde aranan oy çokluğu şartının gerçekleşmemiş olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacılar, genel kurul toplantısına yapılan çağrının usulsüz olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını ve gerçekte olmayan şirket zararının kayıt altına alındığını iddia etmişlerdir.
6762 sayılı TTK’nın 446. maddesine göre, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir.
Davacılar, ilk olarak genel kurula çağrının usulüne uygun olmadığı sebebine dayanarak genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıların hazirun cetvelinde kayıtlı adreslerinin ”… Cad. …Apt. No:25/2 …”, gönderilen APS evrakında yer alan adreslerinin ise ”M… Cad. … Apt. Kat:1 …” şeklinde olduğu, APS evrakındaki adreste bina ve daire numarasının yer almadığı, adresin eksik olduğu, bu şekilde yazılan adres ile gönderi adresinin bulunmasının oldukça güç olduğu, bir caddedeki tüm oturanları tanımadan veya onlara tesadüf etmeden alıcının bulunduğu bina ve dairenin numarasız olarak tespitinin imkansız olduğu, davacıların toplantıya katılımlarının engellendiği, toplantıya çağrının usulsüz olduğu belirtilmiştir. Oysa, pay devri itirazına ilişkin olarak gönderilen 14.01.2011 tarihli ihbarnamenin, 30.07.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı çağrı mektubunun ”… Cad. …Apt. Kat:1 …” adresine gönderildiği ve davacılara tebliğ edildiği görülmüş olup; mahkemenin kabulünün aksine, adres yetersizliğinden ve dolayısıyla çağrı usulsüzlüğünden bahsedilemez.
Bu durumda, usulsüz çağrının ortağa red oyu ve muhalefet şerhi aranmaksızın iptal davası açma hakkı verdiği, davacıların usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmamış ve alınan kararlara muhalefet şerhi koymamış olmaları nedeniyle dava açma haklarının bulunmadığı gözetilerek, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamıştır.
Davacılar ikinci olarak ise yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını ileri sürerek, buna ilişkin alınan kararın iptalini talep etmişlerdir. Ancak, genel kurul hazirun cetvelinden toplantıya yönetim kurulu üyeleri olan Ali, İmhan, Levent ile yönetim kurulu üyesi olmayan… ve …t’in katıldığı, davacıların ise yukarıda açıklanan sebeplerle usulüne uygun olduğu belirlenen çağrıya rağmen toplantıya katılmadıkları anlaşılmaktadır. Toplantı tutanağının 5. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin kendi oyları dışında kalan diğer oylar ile ibra edildikleri belirtilmiştir. Bu durumda yönetim kurulu üyeleri, kendileri dışında kalan ve toplantıya katılan pay sahiplerinin oybirliği ile ibra edildiklerine göre yönetim kurulu üyelerinin ibrası için gerekli toplantı ve karar nisabı sağlanmış olup, mahkemece bu iptal sebebinin yerinde görülmesi de doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.