YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5542
KARAR NO : 2017/5294
KARAR TARİHİ : 12.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2016
tarih ve 2014/522-2016/7 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.10.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket tarafından mercimek türü emtianın … Limanından …’a ihraç edildiğini, emtianın davalı … şirketi tarafından nakliyat abonman sigorta poliçesi tahtında en geniş teminat kabul edilen enstitü klozu “ICC(A)” şeraiti içinde nakliyat ve deniz rizikolarına karşı sigortalandığını, varma limanında yapılan kontrollerde 12 konteyner mercimeğin ıslanma ve yoğun rutubet nedeni ile kokma, topaklanma yaparak, tüketim vasfını yitirdiğinin tespit edildiğini, bir kısım emtianın ise ıslanma ve yoğun rutubete maruz kaldığı bu nedenle çürüme, topaklanma ve kısmen böceklenme tespit edilmesi nedeni ile tüketim vasfını yitirdiğinin tespit edildiğini, hasarlı emtiadan alınan numuneler üzerinde yaptırılan analiz sonucu numunelerde deniz suyu tespit edildiğini, bu nedenle hasarlı olduğu tespit edilen 33 konteyner mercimeğin imha edilmek üzere ihraç limanına iade edildiğini, emtianın … Serbest Bölgesine tahliyesinden sonra davacı tarafından yapılan kurtarma ve elleçleme sonucu 167.500 kg’ının kurtarıldığını, geriye kalan 576.320 kg mercimeğin ise gıda olarak kullanılması mümkün olmadığından resmi makamlarca imhasına karar verilerek 05/02/2010 tarihinde imha edildiğini, davacı şirketin mal zararının 805.515 USD olduğunu, ayrıca 34.000 USD dönüş navlunu ödediğini, imha masraflarının ise 110.000 TL olduğunu, davalı … şirketinin hasarın poliçe dışında kaldığından bahisle hasar tazminatını ödemediğini, davalının hasar bedelini ödememesi üzerine davacının taşıyan ve P&I klüp nezdinde talep ve yasal işlemler başlattığını, konşimentodaki yetki anlaşması gözetilerek taşıyanın klüp sigortacısı ile Londra’da yapılan görüşmeler sonucunda 600.000 USD üzerinden sulh anlaşması yapılarak, taşıyan ve klüp sigortacısının ibra edildiğini, masrafların tenzilinden sonra müvekkilinin banka hesabına 525.000 USD ödendiğini, tahsil edilmeyen zararlardan dolayı davalı … şirketinin sorumlu olduğunu ileri sürerek, 239.515 USD’nin 15/09/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/A maddesi uyarınca işleyecek döviz faizi ile birlikte, 110.000 TL imha bedelinin ise 05/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu hasarın teminat haricinde kaldığını, davacı sigortalının hasara sebebiyet veren zarar sorumlusu ile davalı sigortacının muvafakatini almaksızın sulh olup, feragat ile zarar sorumlusunu ibra etmek sureti ile davalının talep haklarını zamanaşımına uğrattığını, hem de TTK’nın 1361. maddesine aykırı olarak davalının rücu hakkını ortadan kaldırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından ihraç edilip gemi ile … Limanından Sudan’a gönderilen mercimek türü emtianın yaklaşık 15 gün süren deniz yolculuğu sırasında havalandırma yapılmaması ve emtianın deniz suyuna maruz kalması neticesinde kısmen hasarlandığı, davacının sigorta teminatı alırken ICC “A” satın aldığı gözetildiğinde meydana gelen rizikonun sigorta teminatı kapsamında kaldığı, ancak rizikonun meydana gelmesinden sonra davacının taşıyan ve taşıyanın klüp sigortacısı ile yaptığı görüşmeler sonucunda 600.000 USD üzerinden sulh anlaşması yaparak, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere taşıyanı ve klüp sigortacısını ibra ettiği, dava tarihi itibariyle taraflar arasındaki uyuşmazlığa 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı sigortalının kendi sigortacısının 6762 sayılı TTK’nın 1361. maddesi gereğince halefiyet hükümlerine göre rücu başvurusunda bulunacağı asıl sorumlu taşıyıcı ile taşıyıcının klüp sigortacısı ile 600.000 USD üzerinden sulh olup her ikisini de ibra etmiş olmakla, sigortacının halefiyet haklarını ortadan kaldırdığı, davalının rücu hakkını zamanaşımına uğrattığı, bu durumda 6762 sayılı TTK’nın 1361/son maddesi gereğince asıl sorumludan tazmin edemediği zararları için davalı sigortalıya başvuramayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacı sigortalının kendi sigortacısının 6762 sayılı TTK’nın 1361. maddesi gereğince halefiyet hükümlerine göre rücu başvurusunda bulunacağı asıl sorumlu taşıyıcı ile taşıyıcının klüp sigortacısı ile sulh olup her ikisini de ibra etmiş olması sebebiyle, sigortacının halefiyet haklarını ortadan kaldırdığı, davalının rücu hakkını zamanaşımına uğrattığı, bu nedenle davacının asıl sorumludan tazmin edemediği zararları için davalı sigortacıya başvuramayacağı kabulüyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın “Halefiyet” başlıklı 1361. maddesinde “Borçlarını yerine getiren sigortacı, sigortalının üçüncü şahsa tazmin ettirebileceği bir zararı tazmin ettiği takdirde, 1256 ve 1258 inci maddelerin 2 nci fıkralarının hükümlerine halel gelmeksizin, üçüncü şahsa karşı sigortalının haklarına halef olur. Sigortalı, istediği takdirde sigortacıya, masrafı ona ait olmak üzere, üçüncü şahsa karşı olan haklarına halef olduğunu gösteren ve noterlikçe imzası tasdik olunan bir senet vermeye mecburdur. Sigortalı, sigortacının yukarda yazılı haklarına halel verecek olan her türlü hareketinden mesuldür.” hükmü düzenlenmiş olup, sigortacının borçlarını yerine getirmesinden sonra doğan halefiyet haklarının ihlali halinde söz konusu hüküm uygulanacaktır. Somut olayda, davacı akidi olan davalı sigortacıya tazmin talebinde bulunmuş, ancak davalı tarafça talep yerinde görülmeyerek ödeme yapılmayacağı bildirilmiş; davacı da sorumlu olan taşıyıcı ve taşıyıcının sigortacısına yaptığı başvuru sonrasında 08/06/2010 tarihli “Tahsil Ve Talep/ Alacak Azli” başlıklı belgeyi imzalamak suretiyle 600.000,00 USD’lik ödemeyi tahsil etmiş, bakiye zararları için de eldeki davayı açmıştır. Yani, davalı tarafından davacıya bir ödeme yapılmamış olup, sigortacının borçlarını yerine getirdiği söylenemeyeceğinden mahkeme gerekçesinde yer verilen 6762 sayılı TTK’nın 1361. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, rizikodan sonra sigortacı henüz tazminat ödemeden önce sigorta ettiren/sigortalı zarardan sorumlu kişiyle sulh anlaşması yaparsa veya kısmen ibra ederse, bu haller 6762 sayılı TTK’nın 1378. maddesi kapsamında sayılacak olup, riziko ile sigortacının ödeme yapması arasındaki kesitte adı geçen madde hükmü uygulanabilecektir. Bu suretle, davalı tarafından ödeme yapılmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın sigortalının alması gereken koruma tedbirleri çerçevesinde 6762 sayılı TTK’nın 1378. maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak çözülmesi, söz konusu davacı tarafından imzalan 08/06/2010 tarihli “Tahsil Ve Talep/ Alacak Azli” başlıklı belge içeriğinin de buna göre incelenmesi, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.