YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5629
KARAR NO : 2017/4303
KARAR TARİHİ : 13.09.2017
MAHKEMESİ : … 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2015/160-2015/545 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin üretim ve satışını yaptığı pirincin …’dan…’a nakli için davalı ile anlaştığını, davalıya ait aracın şoförü yol kenarında istirahat halindeyken araçta yüklü olan pirincin bir kısmının çalındığını, zarardan davalının sorumlu olduğunu, malın değerine karşılık 14.229,56 TL bedelli fatura kesildiğini ve icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacıdan teslim alınan malın…’da…. …Dağıtım Depo tarafından teslim alınamaması nedeniyle davacının isteğiyle geri getirilmek üzere aracın yola çıktığını, dönüş yolunda şoförün hem trafik hem de takograf nedeniyle sağa çekerek durmak zorunda kaldığını, şoförün uyandıktan sonra aracın arka kapağının açıldığını fark ettiğini, pirinçlerin çalınmasında bir kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait emtianın taşınması işini davalının üstlendiği, hernekadar malların varma yerine teslim alınmaması neticesinde davacının emriyle mallar …’ya geri götürülmek üzere yola çıkılmış ise de davalının çalışanı olan şoförün aracı güvenli yere park etmemesi neticesinde araçtaki bir kısım emtianın çalınmış olduğu, davalının TTK 879. madde gereği sorumlu olacağı ve TTK 876. maddedeki sorumsuzluk hallerinden yararlanamayacağı, çalınan malın miktar ve fiyatına ilişkin bir itiraz bulunmadığı, her nekadar sevk irsaliyesinde davacı mal sahibi olarak görünmese de davacı ile irsaliye de ismi geçen Tek Özel Firması arasında yapılan sözleşmeye göre nakliye giderleri ve nakliye sırasında oluşacak hasarların davacıya ait olduğu belirtildiğinden söz konusu zararı davacının talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1380 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20’sine tekabül eden 2.845,91 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sürücü …’ün 03/10/2014 günlü ifadesinde “aracı saat 01:15 sularında otoyol üzerine park edip uyuduğu, 04:30 sularında uyanıp yola devam ettiğinde uyarılması üzerine aracı kontrol ettiğinde pirinçlerin çalınmış olduğunu tespit ettiğini, güvenlik kamerası ve görgü şahidi olmadığı gibi aracın kapısında kilit de mevcut olmadığını” beyan etmesi karşısında eylemin TTK 886 maddesinde ifade edilen pervasızca davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş fiil niteliğinde bulunması nedeniyle davalının TTK 882 maddesinde öngörülen sınırlı sorumluluktan yararlanamayacak bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yurtiçi kara taşıması esnasında meydana gelen hırsızlık neticesinde oluşan zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının 6102 sayılı TTK’nın 879 maddesi gereği meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ve sorumsuzluk hallerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın fatura bedeline hükmedilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK 880/1 maddesinde, taşıyıcının eşyanın tamamen veya kısmen ziyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminatın eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağı düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının zararının belirlenmesi için TTK 880 maddesindeki ilkelere uygun şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalının miktar ve değere itirazlarının bulunmadığı gerekçesiyle bu konuda inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Dava konusu olay tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve tazmini gerekecek bedel taraflar arasında açıkça kararlaştırılmadığından, tazminat alacağı önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısı ile likit alacak niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle İİK 67 maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru görülmemiş, bu hususta bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, yurt içi karayolu taşıması sırasında, davalı tarafından taşınan emtianın bir kısmının kaybı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, malın alıcısı tarafından kabul edilmemesi üzerine davacı gönderenin talimatıyla davalı taşıyıcıya ait kamyon ile geri getirilmekte olan pirinç emtiasının bir kısmının, otoyol kenarına park edilen kamyondan kimliği belirsiz kişilerce çalındığı, olayda, kamyonunu güvenli bir yere park etmemiş olan davalı taşıyıcının pervasızca hareket ettiği, bu nedenle de TTK’nın 886. maddesi gereğince, emtianın bir kısmının kaybından ötürü, aynı kanunun 882. maddesinde öngörülen sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilmiş, Dairemiz çoğunluğunca da bu gerekçe benimsenmek suretiyle davalı yanın bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi cihetine gidilmiştir.
Yerel mahkemenin ve Dairemiz çoğunluğunun, yukarda açıklanan düşüncesine katılmaya olanak görmüyorum. Şöyle ki, 6102 sayılı Kanun’a, CMR’nin 29. maddesinden aktarılan 886. madde hükmünde sözü edilen “pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket” etmek ibaresi, hükmün gerekçesinden de açık bir şekilde anlaşılacağı üzere, tek bir kavram olarak değerlendirilmeli ve kasta eşit bir kusur olarak yorumlanmalıdır.
Somut olay bakımından, taşınan emtianın kaybına, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, kimliği belirsiz kişi yahut kişilerin hırsızlık eylemi yol açmıştır. Davalı taşıyanın söz konusu eyleme aslen veya fer’an bir iştiraki, yani kasıtlı bir eylemi söz konusu değildir. Hiç kuşkusuz, davalının şoförünün, yoğun bayram trafiğinden ve uzun süre yolda olmasından kaynaklanan yorgunlukla dahi olsa, uyumak için daha güvenli bir yeri tercih etmemesi taşıyan açısından pervasız bir davranış olarak nitelendirilebilse de, bu pervasızlığın emtianın kaybının doğrudan amili niteliğinde olmadığı gibi hırsızlık gibi kasıtlı ve suç sayılan bir eylemin işlenebileceğinin öngörülmemiş olması, bu konuda bilinçle hareket edildiğinin, madde hükmünde belirtildiği şekilde söylenecek olursa, “zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket edildiğinin” göstergesi, öz olarak ifade etmek gerekirse, “kasta eşdeğer bir kusurlu hareket” olarak nitelendirilemez.
Açıklanan bu nedenlerle, davalının, TTK’nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ilkesi çerçevesinde tazmin sorumluluğu bulunduğunun kabulüyle yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile de bozulması görüşünde olduğumdan, Dairemiz çoğunluğunun hükmün bu yönüne ilişkin değerlendirmesine katılmıyorum.