YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5844
KARAR NO : 2017/5490
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2014/961-2015/946 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin … Bankası … şubesindeki mevduat hesabından … 3. Noterliğinden tanzim edilen sahte vekaletname ile … isimli bir şahıs tarafından müvekkilin izni ve bilgisi olmadan toplam 535.000 TL çekildiğini, müvekkiline özellikle ikinci çekilişte bankada bulunan iletişim bilgisine rağmen bilgi verilmediğini, müvekkilinin bankaya cüzdanı işletmeye gittiğinde durumu anladığını, davalı bankanın alması gereken önlem ve dikkati göstermediğini ileri sürerek 535.000 TL’nın paraların çekiliş tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesi iddia ve talep etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu işlemleri takiben davacının telefonuna hesabından para çekildiğine ilişkin mesaj iletildiğini ancak mesajların iletilemediğini öğrendiklerini bunun nedeninin davacının telefonunu mesaj alımına kapatmış olduğunu, dolandırıcılık eyleminin sahte vekaletname ile gerçekleştirildiğini, vekaletnameye esas kimlik belgesinin sahteliğini araştırma yükümünün olmadığını, bu nedenle bankaya izafe edilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sahte vekaletnamedeki imza ile davacının bankada yer alan imza örneklerinin farklı ve uzmanlığı gerektirmeyecek şekilde ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olduğu, yine parayı çeken … isimli şahsın nüfus cüzdanı talep belgesindeki imzası ile ödeme makbuzundaki imzası arasında farklılık olduğu, bu hususun ilk bakışta anlaşılabildiği, son dönemde bankacılık uygulamalarında müşterilere ait kimlik bilgileri, resim ve imza örneklerinin karşılaştırılması yapılarak hesap sahibinin haberdar edilmesinin teamül haline geldiği halde davalı bankanın söz konusu işlemler sırasında ağırlaştırılmış sorumluluk gereği göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, davalı bankanın objektif bir özen ve gözetim yükümlüsü olduğu gibi emrinde çalışan yardımcı kişilerin eylemlerinden bu kapsamda sorumlu olduğu, davalı bankanın çalışanlarının vekaletnamedeki imza ile hesap kartındaki imzayı karşılaştırması halinde imzanın farklı olduğunu tespit edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sahte olduğu iddia olunan vekaletname ile mevduat hesabından para çekilmesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece hesap sahibinin davacı, hesabın bulunduğu bankanın ise davalı olarak gösterildiği davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili dolandırıcılık işleminin dava dışı noterlikçe düzenlenen sahte vekaletname ile gerçekleştirildiğini iddia etmektedir. Böyle bir iddianın sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilecektir. Şu halde vekaletnamenin sahteliği iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir. 6100 sayılı HMK’nın 208/ 4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya 2 haftalık kesin mehil verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte yer alan gerekçelerle hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.