Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/5943 E. 2017/4838 K. 28.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5943
KARAR NO : 2017/4838
KARAR TARİHİ : 28.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2014 gün ve 2014/805 – 2014/521 sayılı kararı bozan Daire’nin 24/12/2015 gün ve 2015/900 – 2015/13882 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin taşıma kapasitesinin C2 Yetki Belgesi almaya yeterli bulunmadığını, ticari faaliyetini söz konusu yetki belgesine sahip olan davalı şirket üzerinden yürütmeyi planladığını, bir inançlı işlem anlaşması yaptığını, bu amaçla müvekkil şirketin mülkiyetindeki iki adet dorsenin, toplam 29.800 TL tutarındaki 13/04/2007 tarihli iki adet fatura karşılığı davalı şirkete noterden devir edildiğini, ancak fatura bedellerinin gerçekte ödenmediğini, dava dışı Koluman Motorlu Araçlar A.Ş’den iki adet çekicinin de davalı şirket adına müvekkili şirket tarafından satın alındığını, çekicilerin peşinatı olan toplam 40.000 Euro’nun müvekkil şirket tarafından ödendiğini, bakiye satış bedeli 92.000 Euro’nun ise dava dışı Daimler Chrysler Finansman Türk A.Ş’den davalı şirket adına taşıt kredisi çekilerek ödendiğini, müvekkili şirketin söz konusu kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu ve kefili olduğunu, kredi geri ödemelerinin müvekkili … tarafından davalı şirketin veya şirket yetkilisi olan diğer davalı …’nun hesaplarına havale edildiğini, davalı şirket tarafından da kredi veren şirkete yapıldığını, davalı şirketin bu hesabı kontrol etmesi ve paraları dilediği gibi kullanması için müvekkil şirket yetkilisi …’a her yıl vekaletnameler verdiğini, davalı şirkete ticari faaliyette bulunma imkanı sunmasının bedeli olarak da müvekkili şirkete komisyon ödendiğini, ancak davalı şirketin Temmuz 2011 tarihinden bu yana araçları taşıma işlerinde kullanmaya son verdiğini ve dava konusu 4 aracı da davacı …’a teslim ettiğini, defalarca talepte bulunulduğu halde dava konusu araçların resmi devir işlemlerinin müvekkili şirkete yapılmadığını, ticari faaliyete son verilmiş olması nedeniyle aylık ortalama 7.500 TL kazançtan mahrum olunduğunu ileri sürerek, dava konusu 4 aracın davalı adına olan tescillerinin iptali ile müvekkili şirket adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde dava konusu araçlar için müvekkillerince yapılan tüm ödemelerin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 01.07.2013 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile toplam alacak miktarının 314.104,32 TL olduğu bildirilmiş ve davacı …… için davalı …’dan 29.000 TL, davacı şirket için davalı şirketten 285.104,32 TL istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, alacak davasının kabulüne, araçların davalı şirkete iade edilmesi koşulu ile 71.000 TL’nin dava tarihinden itibaren, bakiye 214.104,32 TL’nin 01.07.2013 ıslah tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete, 29.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacı …… ‘a verilmesine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, uyuşmazlık konusu araçların davalı adına olan tescillerinin iptali ile davacı şirket adına tescili, bu talebin kabul edilmemesi halinde dava konusu araçlar için ve davacılarca yapılan diğer tüm ödemelerin faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile alacak davasının kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine Dairemizce “…davacı tarafça inanç ilişkisinin varlığı ispatlanamayıp davacılar vekilince sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine de dayanılmadığı gerekçesiyle….” hükmün davalılar yararına bozulmasına karar verilmiş ise de 6100 sayılı HMK’nun 33 (1086 sayılı HUMK’nun 76.) maddesi gereğince maddi vakıaları ileri sürüp ispatlamak taraflara, hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir.
Mahkemece alınan 15.05.2013 tarihli ilk bilirkişi raporunda davacıların inançlı işlem iddiasını ispatlayamadığından araçların mülkiyetini adına tescilini talep edemeyeceği ancak davacıların yaptıkları ödemeleri davalılardan talep edebileceği bildirilmesi üzerine davacılar vekili 01.07.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile asli talepleri baki kalmak kaydı ile tali talepleri olan tazminat taleplerini 96.902,92 Euro ve 70.878,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 30.05.2014 tarihli ikinci bilirkişi raporunda ise “…davacıların inançlı işlem iddiasına dayalı asli talebinin mahkemece kabul görmemesi halinde davacıların davalılara yaptıkları ödemeleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istemelerinin mümkün olduğu, ancak 24.09.2013 tarihli duruşma tutanağında davalılar vekiline davalı şirketin ticari defter ve belgelerini sunmak üzere inceleme günü verilmesinden sonra davalılar vekilinin 02.10.2013 tarihli dilekçesi ile ticari defterlerinin çok fazla olmasından dolayı şirket merkezinde incelenmesine karar verilmesini talep etmesi nedeniyle davalı şirket ticari defterlerinin incelenemediği, davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının incelenip incelenmeyeceği hususunun mahkemenin taktirinde…” olduğu bildirilmiştir.
Davalı vekili 23.06.2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeden bilirkişilerce rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkillerinin defterleri de incelenmek suretiyle üçüncü bir heyetten rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacılar vekili ise 19.06.2014 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde, 30.05.2014 tarihli raporun davadaki iddialarını destekler nitelikte olduğunu, rapora karşı bir itirazları olmadığını, asli talepleri yerine öncelikle feri taleplerinin 01.07.2013 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda kabul edilmesini talep etmiş, 23.09.2014 tarihli duruşmada ise imzalı beyanı ile asli taleplerinden feragat ettiğini bildirmiştir.
Yapılan tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davacılar vekili bilirkişi raporları doğrultusunda davasını ıslah edip hükme esas alınan ve davacıların davalılara yaptıkları ödemeleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istemelerinin mümkün olduğunu bildiren bilirkişi raporu uyarınca karar verilmesini talep etmesine göre davacılar vekilinin davada sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine de dayandığının kabulü gerekir.
Bu itibarla mahkemece, 24.09.2013 tarihli celse 1 nolu ara kararla “….davanın mahiyeti gereği tarafların defterleri incelenmesi zorunlu bulunduğundan davacı vekilinin davalı şirket defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı yönündeki itirazlarının reddi ile davalının ticari defterlerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek mali müşavir bilirkişi ve teknik bilirkişi atanmasına…” karar verilmesine rağmen davalı şirket defterleri incelenmeksizin düzenlenen ve davalı vekilince itiraza uğrayan rapora itibar edilerek karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup taraflara ticari defter ve kayıtlarını ibraz için usulüne uygun süre verilip davalı vekilinin 30.05.2014 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarını karşılayacak ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle bozulması yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 24.12.2015 Tarih, 2015/900 Esas-2015/13882 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 24.12.2015 Tarih, 2015/900 Esas-2015/13882 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının değişik gerekçe ile BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 28/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.