YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6540
KARAR NO : 2017/5719
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/11/2015 tarih ve 2014/780-2015/746 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının talebi üzerine dava dışı … Sigorta A.Ş’nin 2298182 poliçe nolu ve 01/06/2013/2014 tarihleri arasında geçerli olan ürün mali sorumluluk poliçesi yapıldığını, sigortanın poliçe şartları ve klozlara ilişkin olarak genel hatları ile anlaşıldığını ve 27/05/2013 tarihinde davalı şirketin adresinde her iki taraf yetkililerinin katıldığı toplantı neticesinde 01/06/2013 tarihinden itibaren poliçenin geçerli olmasına ilişkin mutabakata varıldığını, poliçe primlerinin %25 peşin bakiye kısmının 3 eşit taksitte ödeneceğinin poliçede kararlaştırıldığını, ancak davalı şirket yetkilisinin talebi üzerine sigorta primlerinin davacı tarafça ödeneceğini, davacı tarafça ödenen primlerin ise davalı şirket tarafından kendilerine 5 taksitte ödeneceği konusunda mutabakata varıldığını, ancak davacının ödemeleri yapmış olmasına rağmen davalının taahhüt ettiği edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle 22.565,00 EURO alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile üzerinde anlaşılmış bir metin bulunmadığını ve hangi sözleşme üzerinde mutabakata varıldığının meçhul olduğunu, davacı tarafça sunulan icabın kabul ile sonuçlanmadığını ve sözleşmenin hiç bir zaman kurulmadığını, davacının da sözleşmenin kurulduğuna ilişkin her hangi bir belge sunamadığını, primlerin ödenmiş olmasının sözleşmenin kurulması için yeterli olmadığını, zira poliçenin zorunlu unsurlarından olan sigorta konusu ve prim tutarı dahi belirlenmemiş iken ve davalı tarafça her hangi bir onay ve kabul olmaksızın, davacı tarafça bir poliçe düzenlenip primlerin ödenmiş olmasının davacıyı haklı kılmayacağını, şirket yöneticilerinin belli olduğunu, …’nın şirket yetkilisi olmadığını, bu hususun davacının bilgisinde bulunduğunu ve bu kişinin sözleşme yaptığı kabul edilse dahi müvekkilinin onayının bulunmadığını, davalının rızası olsa bile prim vade tarihi itibariyle ödenmediğinden TTK 1437. maddesi gereğince sözleşmeden caymış sayılması gerektiğini, zira 3 ay içinde bunun talebinin gerektiğini, bu nedenle davacının talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını, yine sözleşmenin bir an için kurulmuş olduğu kabul edilmiş olsa ve davalının rızası olsa bile sözleşmenin yok hükmünde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı arasındaki görüşmelerin şirket yetkilileri ile değil, davalı şirkette çalışan uzman kişi eliyle yürütüldüğü ve bu uzman kişi ile davacı arasında en son yapılan yazışmalarda dahi henüz kabul edilmiş bir icabın, bir teklifin bulunmadığı, bu haliyle de esaslı noktalarda bir anlaşmanın da olmadığı, görüşme tutanakları ile sabit olduğu üzere, görüşmelerin davacının irade açıklaması yani icabı teklif aşamasında kalmış olduğu, davalı tarafça bu icaba karşılık örtülü veya açık bir şekilde bir kabul beyanı söz konusu olmadığı, ne poliçe kapsamı ne de prim ve primin ödeme şekilleri gibi taraflar arasında davacı tarafça kurulduğu iddia edilen sözleşmenin esaslı unsurları olan hususlarda henüz bir anlaşma bulunmadığı, buna göre de davacının davalıdan herhangi bir talepte bulunmasını haklı kılacak dayanak sözleşmenin olmadığı gerekçesiyle sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.