Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/7286 E. 2017/4476 K. 18.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7286
KARAR NO : 2017/4476
KARAR TARİHİ : 18.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/10/2015 tarih ve 2013/917-2015/704 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinin dava dışı … Cam San. Tic. Ltd. Şti. ile nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlediğini, sigortaya konu ve zıyana uğrayan eşyanın Lianyungang (Çin Halk Cumhuriyeti)dan … ‘ya taşınması için 10.09.2011 tarihinde… şirketine teslim edildiğini, eşyanın konteyner içerisine yüklü olduğunu, söz konusu konteynerin taşıyıcının hakimiyetinde iken … limanında elleçlenmesi sırasında devrildiğini, bunun neticesi eşyanın tamamen zıyaa uğradığını, poliçeye konu taşıma esnasında meydana gelen eşyanın ziyaı neticesi sigortalıya 04.11.2011 tarihinde 37.806,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 37.806,00 TL’nin tazminatın 04.11.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, TTK 1237. maddesi gereğince, alıcı ile taşıyıcı arasındaki ilişkilerde konişmento hükümlerinin esas alınması gerektiğini, davaya konu konişmentoda eşyanın teslim edilmesi gereken tarihten itibaren 9 ay dava açma süresi kararlaştırıldığını, bu süre içerisinde dava açılmamışsa taşıyıcının bütün yükümlülüklerden kurtulduğunu, davanın anılan 9 ay sürede açılmaması sebebiyle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davaya konu sigorta poliçesinin düzenlenme tarihinin 04.11.2011 olduğunu, halbuki eşyanın 14.09.2011’de zıyaa uğradığının iddia edildiğini, ayrıca poliçede taşıma aracı olarak … … olarak ismi yer almakta iken konişmentoda “York” isminin geçmekte olduğunu, buna göre sigortalının taşımanın tamamlanmasının ardından sigorta sözleşmesi yapmış olması ihtimalinin bulunduğunu, davalı Şirketin davaya konu taşıma işini organize eden firmanın acentesi olduğunu, fiili taşıma işinin … Denizcilik A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının eksper raporu da dahil olmak üzere iddialarını ispatlayan herhangi bir belge ibraz etmediğini, davaya konu eşyanın konteynere yüklenmesi, mühürlenmesi işlemlerinin gönderen tarafından yapıldığını, kazanın hatalı yükleme sonucu meydana geldiğini, gerçekleştirilen taşımanın FOB satım sözleşmesine dayandığını, Lahey Kurallarının 4. maddesinde yükleticinin veya mal sahibinin ile acentesinin veya mümessilinin hareket ve ihmallerinden taşıyanın sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; hasarın konteynerin düşürülmesi neticesinde oluştuğu, oluşan zararın ne kadar olduğunu davacının ispatlaması gerektiğini, zararın tespiti hususunda verilen ara karar gereğince belirlenen 400,00 TL ücretin 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşıması nedeniyle oluşan zararın rücuen tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece Deniz Hukuku öğretim görevlisinden alınan raporda, içinde cam emtiasının bulunduğu konteynırın taşıyıcının hakimiyeti altında iken düşürülmesi nedeniyle emtia zararından taşıyıcının sorumlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bu rapordan sonra emteada ne miktar zarar bulunduğu ve zararın tutarı konusunda rapor almak için bilirkişi ücretini yatırmak üzere mehil verilmiş ve kesin mehlin gereğinin yerine gelmemesi nedeniyle dava reddedilmiş ise de bilirkişi olarak seçilen Deniz Hukukçusunun uzmanlık alanı, bu emtea zararının tutarı konusunda görüş bildirmeye elverişli olmayıp bu nedenle de kesin mehil sonuç doğurucu nitelikte değildir. Bu durumda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından mahkemece verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.