Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/7393 E. 2017/5025 K. 04.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7393
KARAR NO : 2017/5025
KARAR TARİHİ : 04.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2015 tarih ve 2014/641-2015/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı taraf, …’da bulunan … Kargo’nun sahibi ve yetkilisi … isimli şahıs ile …’da bulunan evinin eşyasını …’ya götürmek üzere 2.500,00 TL’ye anlaştıklarını, 200 TL kapora verdiğini, 16/09/2014 tarihinde eşyaların …’dan kamyona yüklendiğini, 17/09/2014 günü teslim edilmesi gereken eşyaların gelmediğini, bunun üzerine … ile telefonla konuştuğunu, eşya yüklü aracın … ‘da kaza yaptığını, bu nedenle eşyaların başka bir araca yüklenip gönderileceğini söylediğini, 18/09/2014 tarihinde başka bir araç ile eşyaların eksik ve hasarlı bir şekilde teslim edildiğini, hasarının karşılanması için davalıyı aradığını, 1.000,00 TL verebileceğini, davacı olmaması gerektiğini söylediğini, … ‘da 17/09/2014 tarihinde kaza geçiren aracın plakasının …olduğunu, eşyalarının nakliyesinden dolayı zarar ve ziyan bedelinin 13.000,00 TL olduğunu iddia ederek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bu davanın tarafı ve muhatabı olmadığını, müvekkili …’ın söz konusu taşıma firmasının sahibi ve yetkilisi olmadığını, müvekkilinin adı geçen firmada sigortalı işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin kaza yapan aracın şoförü olmadığını, kazada bir dahilinin ve kusurunun bulunmadığını herhangi bir hukuki sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan tüm deliller değerlendirilmiş, gelen cevabi yazılardan davalı … …’ın taşıyıcı firma sahibinin babası olduğu, olay anında aracı kullananın da bu kişi olmadığı, ayrıca kaza yapan aracın malikinin de davalı … … olmadığı anlaşılmakla davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 23.09.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın husumetten reddine kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.