Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/7424 E. 2017/5864 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7424
KARAR NO : 2017/5864
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/06/2015 tarih ve 2013/350-2015/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı kurumdan vefat eden eşi dolayısıyla aylık almakta olan …’un 21.06.2003 tarihinde vefat etmiş olmasına rağmen 01.07.2003-01.12.2008 tarihleri arasında banka hesabına yatan ölüm aylıklarının bankamatik kartı ile çekildiğini, olay nedeni ile davalı …’un … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/519 esas 26.03.2012 tarihli kararı ile cezalandırıldığını, bu aylıkların yersiz ödenmesi nedeni ile oluşan zarardan aylıkları çeken davalı … ile aylıkları ödeyen davalı bankanın birlikte sorumlu olduklarını belirterek 24.264,68 TL alacağın aylık ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, yersiz tahsil edilen ölüm aylıklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı ile gerçek kişi olan davalı … arasındaki uyuşmazlığın Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında kalmasından dolayı bu taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözülmesinin gerekmesi ve görevin dava şartlarından olması gözetilerek davalı … yönünden davanın görülen davadan tefrikine karar verilmesi gerektiği, davacı kurumdan davalı banka aracılığıyla ölüm aylığı alan dava dışı … 21/06/2003 tarihinde vefat ettiği, adı geçenin ölümünden sonra maaşlarının hesabına yatırılmaya devam ettiği, davalı …’un 01/07/2003-01/12/2008 tarihleri arasında bu maaşları banka kartıyla çektiği, taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri gereğince davalı bankanın ATM kartlarına bir yıllık geçerlilik süresi koyması ve güncellenme için kimlik tespiti yapması gerektiği, yine davalı banka her yılın Ekim ayında istenecek vukuatlı nüfus kayıt örneği ile asıl hak sahibinin sağ olup olmadığını denetlemekle yükümlü olduğu, davalı bankanın yazılı sözleşmeye rağmen üzerine düşen bu sorumlulukları yerine getirmediği kurum zararının oluşmasına sebebiyet verdiği, hakkında tefrik kararı verilen davalı … 01/07/2003-01/12/2008 döneminde toplam 24.231,51 TL maaş, vergi iadesi ve ek ödemeyi hakkı olmadığı halde tahsil ettiği, tahsil edilen bu miktara dava tarihine kadar işlemiş olan yasal faizin ise 14.621,36 TL olduğu, davalı … tarafından önceden yapılan 6.270,00 TL ödemenin Borçlar Kanunu’nun 84. Maddesi hükümleri gereğince işlemiş faizden mahsubu onucu davacının faiz alacağının 8.351,36 TL olduğunun belirlendiği, belirtilen asıl borç ile işlemiş faizden gerek davalı, gerekse tefrik kararı verilen diğer davalı …’un birlikte sorumlu olduğu, davacı kurum ile davalı banka arasında imzalanan protokolün dava tarihi itibariyle yürürlükte olduğu protokole dayalı uyuşmazlıklar yönünden zamanaşımı süresi henüz işlemeye başlamadığı için davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde görülmediği gerekçesiyle tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla tefrik kararı verilen … yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı …Ş yönünden davanın kısmen kabulü ile 24.231,51 TL ana para ile 8.351,36 TL faizinin davalı …den alınarak davacıya verilmesine, 24.231,51 TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 25/06/2016 tarihi itibariyle 2.190,00 TL’dir. Davacı vekili, dava dilekçesinde haksız olarak tahsil edilen ölüm aylıkları için 24.264,68 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda 24.231,51 TL ve 8.351,36 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece red edilen miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, haksız olarak alınan ölüm aylıklarının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, bankanın protokol hükümlerine aykırı hareket etmesi ve her yıl yenilenmesi gereken kartları yenilememesi davalı banka yönünden kusur teşkil eder ise de, davacının da emeklisinin sağ olup olmadığını denetlemekte ihmalinin olması ve maaş tahakkuk ettirmeye devam etmesinin müterafik kusur olarak değerlendirilerek buna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı banka lehine bozulmasını gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı banka vekilinin (2) numaralı bent dışındaki sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı banka lehine BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.