Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/7571 E. 2017/5866 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7571
KARAR NO : 2017/5866
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2015 tarih ve 2013/1051-2015/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … ili, … ilçesi, … köyü, 242 ve 226 numaralı parsellerin sahibi olduğunu, 242 numaralı parsel üzerinde mevcut muz serasının iyileştirilmesi ve 226 parsel üzerinde yeni muz serası yapmak amacı ile bu parselleri ipotek vererek davalı … Bankasının … Şubesinden 18.04.2012 tarihinde kredi kullandığını, davacıya kullandırılan kredi ödenirken yapılacak olan doğal afet sigortasının primi olarak 1.500,00 TL’ye davalı banka tarafından bloke konulduğunu, ödenecek miktardan bu miktarı kestiğini, davacıya ait iki parsel üzerindeki muz seraları tesis edilmiş ve içinde muz ağaçları yetişmiş bir durumda iken 10.12.2012 tarihinde …’da meydana gelen kasırgadan her iki seranın da hasar gördüğünü, seraların kullanılmaz bir hale geldiğini, bu durumun … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/30 D.iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, afet nedeniyle zarar tazmini istendiğinde davalı banka seraları sigorta yaptırmadığını bildirdiğini, kredi sözleşmesi ile yetkilenmiş olmasına ve bu yetkiye dayanarak davacıdan resen sigorta primini kesmiş olmasına rağmen davalı bankanın davacıya ait seraların sigorta yaptırılmamış olmasında kusurlu olduğu ve davacının uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek 248.038,29 TL tazminatın kasırga felaketinin gerçekleştiği tarih olan 10.12.2012 tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigorta yaptırmak için gerekli belgelerle bankaya bir başvurunun olmadığını, kredi alımında hayat sigortasının mecburi olduğunu, dava konusu sera sigortasının mecburi olmadığını, afet sigortasını yaptırmanın ihtiyari olduğunu savunarak davanın redddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, doğal afet sonucunda davacıya ait seralarda meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davacının muz serası için kullanmış olduğu krediden dolayı kendi taşınmazları üzerinde davalı lehine ipotek tesisi ettiği, kullanılan krediden 1.500,00 TL’sinin … kapsamında sera sigortası yaptırılması için davalı banka tarafından bloke edildiği, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 12. maddesine göre kredinin teminatı olan tüm değerlerin bankaya rehin ettirileceği, rehin edilen kıymetlerin sigorta ettirilmesi mecburiyetinin yerine getirilmemesi halinde bankanın re’sen ilgili sigortaları yaptırmaya yetkili kılındığının açıkça belirtildiği, bu maddeye göre rehin alınan teminatların banka tarafından sigorta ettirilmesinin mecbur kılındığı, davalı banka tarafından mecburi tutulan sigorta işlemi için prim bloke edilmesine ve 18.04.2012 tarihli taahhütnamede de davacının kullandığı kredi ile alakalı olarak devlet destekli tarım sigortası yaptırmak için talepte bulunduğu nazara alındığında davalı bankanın devlet destekli doğal afet sigortası yapılmamasından dolayı davacının maruz kaldığı zarardan % 100 sorumlu olduğu, …’e yazılan müzekkere cevabında davacının zamanında taşınmazları sigorta ettirilseydi sigorta prim tutarının 2.289,65 TL, alacağı hasar tazminat tutarının da 237.969,65 TL olacağı belirtildiği, hernekadar da davacı tarafından yapılan tespit doğrultusunda zararın 248.038,29 TL olduğu belirtilmiş ise de davalının sorumluluğunun poliçe miktarı kadar olması gerektiği, davacının poliçe miktarını aşan kısmı talep etmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 237.969,65 TL’nin olay tarihi olan 10.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşme gereğince davalı bankaca yaptırılması gereken … sigortasının yaptırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davalı bankanın sözleşmesel sigorta yapma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve bu süreçte meydana gelen riziko nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece zarar miktarı olarak …’den Sera Sigortası yaptırılsaydı meydana gelecek riziko nedeniyle ödenebilecek sigorta tazminat miktarı belirtilmek suretiyle sonuca ulaşmıştır. Taraflar arasında, davalı bankanın sigorta yaptırmak üzere 1.500,00 TL prim karşılığı bedele bloke koyduğu ve davacının da 18/04/2012 tarihli taahhütname ile kredi alınan değerler bakımından sigorta yaptırmayı taahhüt ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Ancak meydana gelen riziko sonucu ortaya çıkan zararın ne kadar olduğu, bu zarardan bloke edilen prim karşılığı tutar ile ne miktar teminatlar ile hangi rizikoların teminat altına alınabileceği değerlendirilmeksizin karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki ilişki, sözleşme ve taahhütname değerlendirilerek riziko sonucu meydana gelen zarar konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla değerlendirme yapılarak davalı bankanın prim karşılığı bedele bloke koyduğu tutara rağmen sigorta yaptırmaması nedeniyle davacının uğradığı zarar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle eksik araştırma sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.