YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7595
KARAR NO : 2017/6146
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2015 tarih ve 2015/190-2015/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hasta taşıma sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme süresinden önce ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 9.5 madedesi uyarınca davalının tazminat ödemekle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.000,00 TL tazminatın faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin esasen davacı tarafça feshedildiğini ve bu suretle müvekkili lehine cezai şart koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 01/06/2007 başlangıç tarihli, 48 ay süreli sözleşmede davalının 3 yıl 8 ay 18 gün için hizmeti ifa ettiği, sözleşme bitimine 3 ay 12 gün kala sözleşmeyi ifadan kaçındığı, gerekçe olarak davacı şirketten alacağı olduğunu ve davacı şirketin servis ücretlerinin azaltılmasını talep ettiğini ileri sürdüğü, sunulan mahkeme kararı ve dinlenen tanık ifadeleri ile davalının savunmasının doğrulandığı ve verdiği hizmetin karşılığı ödemeyen davalıdan hizmeti devam ettirmesinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak oluşur. 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere, bir mahkemenin bozma kararına uyması sonucunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir, meğerki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arzetmesin. Usuli müktesep hakkın bazı istisnaları da bulunmaktadır. Bunlar ise, bozmaya uyulduktan sonra bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, o konuda yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi ve görev hususudur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, mahkemece bozma ilamına uyularak, bozma kararı lehine usuli müktesep hak oluştuktan sonra, bu hakkın istisnası olabilecek bir durum da bulunmamasına rağmen uyulan bozma ilamı dışında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.