YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2543
KARAR NO : 2017/4266
KARAR TARİHİ : 12.09.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada… Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/06/2016 tarih ve 2016/84-2016/408 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin sigortalısı …’in 26.04.2007 tarihinde davalıya ait iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucunda malul kaldığını, işçiye ödenen tazminatın tahsili için Öz Ereğli Şirketi’ne dava açıldığı ve işveren kusurlu olduğuna karar verildiğini, bu davanın temyiz aşamasında olduğunu, dava temyiz aşamasında iken Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafın şirketin resen tasfiyesine karar verildiğini, beyanla şirketin ihyasını talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; ihya edilen şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması gerektiği, bu işlemlerin eksiksiz yapılmadığı, tasfiyenin tamamlanmamış olduğu, gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin ihyasına, yargılama giderlerinden davalının yasal hasım olduğundan sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davada, …’nün 6102 sayılı TTK geçici 7. maddesine göre yapılan terkin işleminin hatalı olduğundan bahisle karşı tarafa husumet yöneltilmiş olup, mahkemece; davacı … tarafından terkin edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen davalı … Sicili Müdürlüğü’nce yapılan terkin işleminin 6102 sayılı TTK geçici 7/2 maddesine aykırı olarak gerçekleştiği saptandığına göre, davalı tarafından davanın ilk oturumda kabulünün sözkonusu olmadığı, davaya cevap verilmeyerek davanın reddinin savunulduğu nazara alındığında davalının yasal hasım olduğundan bahisle yargılama giderinden sorumlu tutulmaması doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 12/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.