Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2017/3273 E. 2017/4502 K. 19.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3273
KARAR NO : 2017/4502
KARAR TARİHİ : 19.09.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

Taraflar arasında görülen davada… Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/03/2015 tarih ve 2014/309-2015/196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla ayrıca dava konusu meblağ 21.242,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin taşınmazının davalı tarafından sigortalandığını, 30/03/2014 tarihinde görülen mevsim ve bölgenin iklim koşullarına göre olağanüstü soğuk havanın etkisi don veya fırtına ve akabinde yağan dolu ile birlikte tüm fıstık salkımlarının çürüdüğünü ve döküldüğünü, davalıdan zararlarının karşılanmasını talep etmelerine rağmen bu taleplerinin karşılanmadığını, bu nedenle mahkemece tespit yaptırdıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.500,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 19.600,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, meydana geldiği iddia edilen hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, teminatlar arasında don teminatının bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı, aksi kanaat halinde tazminat hesabında poliçe hükümleri olan muafiyet ve müşterek sigorta hükümlerinin de göz önünde tutulması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar poliçede dain-i mürtehin olarak görülen banka tarafından davaya muvafakat edilmediği belirtilmiş ise de, dava konusu poliçe kapsamında meydana gelen riziko nedeniyle davalı tarafından yapılan kısmi ödemeyi, hiçbir ihtirazi kayıt belirtmeden davacının hesabına aktardığı, bu durumun dain-i mürtehinin, zımnen işbu davanın açılması için muvafakat gösterdiği şeklinde yorumlandığı, kaldı ki, dain-i mürtehin tarafından, davacının dava konusu poliçe kapsamında bankalarına olan kredi borcunun ödenmesini, yahut taksitlerini aksattığına dair bir beyanda da bulunulmadığından davaya muvafakat verilmesinin hakkın kötüye kullanılması
niteliğinde olacağı, 30/03/2014 tarihinde davacının 1/3 hissedarı olduğu taşınmazın bulunduğu bölgede fırtınaya bağlı aşırı soğuk, dolu, don ve olumsuz hava koşulları sebebiyle ürünlerinde %100 oranında zarar meydana geldiği, bu nedenle davalının poliçedeki üst limit ile sorumlu olduğu, fırtına ve dolu rizikoları da açıkça teminat kapsamında olduğundan davalının poliçedeki azami sorumluluk miktarı olan 19.200,00 TL’den, davalı tarafından yapıldığı ile beyan edilen 2.400,00 TL’lik ödemenin düşülmesi suretiyle bakiye kalan 16.800,00 TL’nin tazmini gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 16.800,00 TL’nin 20/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesi’ne dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda da özetlendiği şekilde poliçede dain-i mürtehin olarak görülen T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü … /… Şubesi’nin davacının kredi riskinin devam etmesi nedeniyle davaya muvafakat edilmediğini bildirmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu belirtilerek işin esasının incelenmesine geçilmiş ise de, Dairemizin yerleşik uygulamaları uyarınca poliçede dain-i mürtehin olarak görünen bankanın rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur (14.06.2010 gün ve 2009/430-6814 E.K., 12.10.2012 gün ve 2011/8534-16045 E.K., 08.03.2013 gün ve 2012/4175-4580 E.K.). Bu itibarla, somut uyuşmazlıkta adı geçen bankanın davaya açıkça muvafakat etmediği yönündeki beyanı nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Taraflar arasında düzenlenen 13.03.2014 – 28.10.2014 başlangıç – bitiş tarihli Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Poliçesi, 836,35 TL sigorta primi karşılığında ve prim peşin ödenmek suretiyle Ziraat Sigorta A.Ş’nin acentesi olan Ziraat Bankası… Şubesi tarafından düzenlenmiş, poliçeyi tanzim eden acente, poliçede dain mürtehin olarak gösterilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu 879/1. ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1456. maddesi gereğince, rehin hakkı sahibinin kayıtsız ve şartsız davaya muvafakatı halinde sigorta tazminatının sigortalıya ödeneceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, rehin hakkı sahibinin davaya muvafakat etmemesi durumunda nasıl bir yol takip edileceğine ilişkindir.
Sayın çoğunluk, bu halde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı görüşünde ise de, çoğunluk görüşünü destekleyen hiçbir yasal düzenleme mevcut değildir.
TMK 879 ve TTK 1456 maddesi, sınırlı ayni hak sahibinin muvafakatının bulunmamasını, sigorta tazminatının sigortalıya sadece ödenmesine engel görmüştür ki bu durumda mahkemece yine sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesine karar verilmeli, hüküm fıkrasında ayrıca ödeme esnasında sınırlı ayni hak sahibinin muvafakatının sağlanması hüküm altına alınmalıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmekle birlikte TMK 879 ve TTK 1456 maddesi hükümleri gözardı edildiğinden hüküm fıkrasına “ödeme esnasında sınırlı ayni hak sahibinin muvafakatının sağlanması” ibaresinin eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.