YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3718
KARAR NO : 2019/770
KARAR TARİHİ : 04.02.2019
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada … …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2017 tarih ve 2016/217 E. – 2017/101 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 09/06/2017 tarih ve 2017/631-2017/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, “ Yeşil Kaçkar … Sofrası+ Şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2014/71127 kod numarası verilen başvurunun ilanı üzerine davalı şahısça kendisine ait “2001/28297” numaralı “Kaçkar” ve 2014/51948 sayılı “Kaçkar Yöresel Lezzetler+ Şekil” markaları mesnet gösterilmek suretiyle başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi tarafından reddedilen itirazın, davalının itirazı üzerine … … tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraf markalarının benzemediğini, “Kaçkar” ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını ileri sürerek … kararının iptalini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili, markaların ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebep olabilecek düzeyde benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, redde mesnet alınan markaların “KAÇKAR” ve “KAÇKAR Yöresel Lezzetler+Şekil” ibareli olduğu, bu markaların asıl ve ayırt edici unsurunun “KAÇKAR” ibaresinden oluştuğu, 43.sınıf hizmetler bakımından somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının olduğu,davacının başvurusunun da “Yeşil Kaçkar … Sofrası+Şekil” ibareli olduğu, başvuru konusu işarette de “KAÇKAR” ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, zira ilk bakışta göze çarpan unsur olduğu, Yeşil sözcüğünün KAÇKAR kelimesi önüne getirilmesinin yeterince farklılık yaratmadığı, zira sadece KAÇKAR kelimesini nitelediği, … Sofrası ibaresi ile şeklin de yeterince ayırt edici olmadığı, bu işarette de asıl ve ayırt edici unsurun “KAÇKAR” ibaresi tarafından temsil olunduğunun açık bulunduğu, ilk bakışta göze bu ibarenin çarptığı, diğer unsurların ayırt edicilikte yeterince ön
planda olmadıkları, redde mesnet markalar ile başvuru konusu işaretin “KAÇKAR” ibareleri itibariyle aynı veya benzer anlamsal, sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin bu marka ve işaretlerin birbirleriyle ilintili oldukları yönünde kanaat oluşturduğu, ayırt ediciliği zayıf nitelikte olan diğer ekler itibariyle küçük bir fark varsa bile bu farklılığın ürün ve hizmetlerin ortalama tüketicilerinin önemli bir kısmı tarafından fark edilmesinin ve markaların ayrı olduğu yönünde kanıya ulaşılmasının mümkün olmadığı, bu sebeple var olan anılan farklılığın markalar ile başvuru konusu işaret arasındaki anlamsal, görsel ve sescil benzerliğin etkilerini geri plâna itmeye yeterli olmadığı, redde mesnet alınan markaların kapsamındaki 43/1.sınıftaki hizmetlerin, başvuru konusu işaretin kapsamında olup reddedilen hizmetlerle ilişkili ve aynı türden bulunduğu, ortalama tüketici ve yararlanıcı kitlesinin özellikle marka ve başvuru konusu işaretlerin asıl ve ayırt edici unsurlarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olması da göz önüne alındığında bu iki markayı ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olduğu, yargılama konusu “KAÇKAR” ve “KAÇKAR Yöresel Lezzetler+Şekil” ibareli markalar ile “Yeşil Kaçkar … Sofrası+Şekil” ibareli veya esas yahut ayırt edici unsurlu başvuru konusu işaretin KAÇKAR ibaresi itibariyle iltibasa neden olacakları, KAÇKAR ibaresinin 43/1.sınıf hizmetler bakımından ayırt edici gücünün bulunduğu, bir an için ayırt edici niteliği düşük olduğu varsayılsa bile KAÇKAR unsuru itibariyle ortak unsur içerdikleri, ortak olmayan diğer unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime olan etkisinin fevkalade silik olduğu, davalı kurum kararının başvuru kapsamında olup da reddedilen mal ve hizmetler bakımından hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye …,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına,
04/02/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.