Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/2263 E. 2019/3722 K. 13.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2263
KARAR NO : 2019/3722
KARAR TARİHİ : 13.05.2019

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/07/2017 tarih ve 2016/81 E.- 2017/272 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 22/02/2018 tarih ve 2017/1335-2018/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1915 yılında İngiltere’de kurulduğunu, “DUREX” markasının 1929 yılında tescil edildiğini, 1985 yılından itibaren de ülkemizde tescilli olarak korunduğunu ve “tanınmış marka” statüsünde tescilli olduğunu, “DUREX” esas ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 2014/78196 sayılı “FUREX” ibareli marka için yaptığı başvuruya müvekkilinin itirazının, davalı TPMK YİDK’nın 2015-M-12576 sayılı kararıyla reddedildiğini, başvuru markası ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, tescili halinde müvekkiline ait markalarını itibarına ve ayırt edici niteliğine zarar vereceğini, tanınmışlıktan haksız yararlanma amacıyla yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2015-M-12576 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi koşullarının oluşmadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; markaların kapsamındaki ürünler ve hitap edilen tüketici kitleleri nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuru markasının reçete ile satılabilen ürünleri içerdiğini, markalar arasında ayırt edilebilecek seviyede farklılığın bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markaları arasında benzer oldukları tespit edilen “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı olan diyet maddeleri, tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç). Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar.” emtialarının, hitap ettiği tüketici kitlesi olan doktorlar, eczacılar, medikalciler, diş hekimleri gibi yüksek algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı, taraf markalarının “Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular” emtialarının ise benzer olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının bulunduğu “cinsel amaçlı aletler ve malzemeler” emtiaları ile “Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular.” emtialarının, doğrudan ilişkilendirilebilir, tüketicinin markayı gördüğünde davacı markasını aklına getirmesi çok da mümkün olmayan, birbirlerinden tamamen farklı amaçlara yönelik ürünler olduğu, 556 sayılı KHK.’nın 8/4 maddesi çerçevesinde davacı markasının tanınmışlığının “Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular” emtialarına sirayet etmeyeceği, kötü niyetin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda, davalı şirketin marka tescil başvurusunda yer alan “Tıbbi amaçlı olmayan diyet maddeleri, besin takviyeleri, zayıflatıcı ürünler, bebek mamaları, Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular.” emtialarının, davacı markalarının kapsamında bulunan emtiayla benzer olmadığının bildirildiği, anılan tüm emtialar açısından davacı markasının tanınmışlığının, 556 sayılı KHK.’nın 8/4 maddesi uyarınca davacı yararına davalı şirket markasının tesciline engel olmayacağı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/05/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.